Yazı Detayı
27 Nisan 2021 - Salı 10:32 Bu yazı 2080 kez okundu
 
METAL İFLASI
Ömer Faruk Çınargil
omerfarukcinargil@gmail.com
 
 

 Her şeyi bir kenara bırakalım ve salgın sürecinin başından beri olan biteni çok kısa hatırlayalım.

 Bir gece yarısı Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Çin’in Wuhan kentinde görülen bir virüsün ülkemizde de bir kaç kişide   görüldüğünü tüm yayın organlarına birden açıklıyordu.
 Gün gün artan vak’a sayıları ve nihayet ilk ölümleri duymaya ise ilerleyen günlerde başlamıştık.
 Sağlık Bakanlığı ve dolayısıyla bakan Koca’nın salgını kontrollü bir şekilde yönettiği gittikçe yaygınlaşan bir kanaat olmuş ve   nitekim muhalefet dahil her kesimden Sayın bakana bu konuda destek açıklamaları ve “süreci çok iyi yönettiği” konusunda övgü   dolu açıklamalar yapılıyordu.
 Kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan olaya müdahil oldu ve saraydaki ilk koordinasyon toplantısından itibaren “bu süreci   ben yöneteceğim” anlamına gelen açıklamalar ardı ardına gelmeye başladı.
 Çünkü ortada kontrol edilebilir bir konu vardı, başarısı da Sayın Erdoğan’ın şahsında hükümete yakışırdı.
 Bazı iller, arasında Sivas’ta var, kontrollü yönetim ve dikkatle, vak’a sayılarını parmakla sayılır hale getirmişti. Mesela Sivas’ta altı   yatan hasta kalmıştı.
 Geçtiğimiz yaz başlangıcında, “iller arası seyahat serbestisi” ile birlikte Sivas’ta ve hemen her ilde vaka patlaması yaşanana kadar   işler yolunda gibiydi.
 O gün bu gündür dikiş tutmuyor.
 Aç-kapa uygulamaları sonuç vermiyor.
 Gözlemlerime dayanarak son tedbirlerden önceki kararlarla vak'a sayısının düşmeyeceğini, hatta artabileceğini ifade eden   yazılarımla endişelerimi paylaşmıştım.
 Öyle de oldu. Başarılı olunamazdı, çünkü;
 Sokakta maske var, mesafe sıfırdı...
 Kahvehaneler tamamen, lokantalar ve oteller kısmen kapalıydı, ama marketler, manavlar, sebze halleri, ucuz mal satan işyerleri,   büyük markalı tekstil mağazalarında insanlar üst üste binmişti.
 En kolay tedbir alınacak ve seyrek müşteri potansiyelli restoran ve lokanta sektörü dışında, radikal denetimler adeta hiçbir yerde   kalmamıştı.
 Toplantı yasaklarını ise, bizzat Sayın Cumhurbaşkanı delerek, partili partisiz her vatandaşın eleştirdiği, “lebaleb” (tıklım tıklım) dolu   il kongreleri ve büyük kongresini yaptı.
 Çok küçük meslek odalarına ve esnaf teşkilatlarına tanınmayan bu hak, Ak Parti’nin geleceğine olumlu katkı sağlayacağı zannıyla   bu yapıya sağlandı. Bu toplantılara katılanlar Türkiye'nin dört bir yayına dağıldılar ama hiç dert edilmedi.
 Tabi etkileri ve sonuçlarını açıklandığı kadarıyla bildiğimiz için vaka sayısı bu nedenle de şu kadar arttı dememiz mümkün değil.
 Şimdi yeni bir tedbir, “TAM KAPANMA” süreci başlayacak.
 Ne mi olacak?
 Elbette bir gerileme sağlanacak.
 Fakat bazı işyerleri, marketler ve manavlar başta, yine dolup boşalacak. Tepkilerle belki kontrollü giriş gibi uygulamalar gelebilir.
 Vaka sayıları düşecek, ölümler azalacak.
 “Bak ne demiştik, tedbirler elzemdi ve sonuçlarını da görüyoruz” denilecek.
 Ama hiç, “salgının en başında” bu tedbirleri alarak, gerekirse ülkeyi bir ay “tam olarak kapatarak” yurt içi ve yurtdışı giriş çıkışlarına   bütün enerjimizi teksif etseydik;
 Salgını bu kadar büyütmezdik,
 Bu kadar ölümler olmazdı,
 Devletin harcamaları bu kadar artmazdı,
 Esnaf bu kadar hırpalanmazdı DENİLMEYECEK!
 Şimdiden sonrasını da sorumluluk alarak yine bizim gibiler tahmin etsinler. Yanılırsak bizi aşağılasınlar, isabet kaydedersek dönüp   bizden tarafa bakmasınlar bile...
 Sayılı günler bitecek,
 İşyerleri açılacak,
 Seyahat serbestisi yeniden gelecek,
 İnsanlar sokakları, caddeleri dolduracak,
 Denetimler lokantalarda ve otel, kahvehane gibi yerlerde abartılı ve fakat sıkı olacak, okullardaki indir bindir devam edecek...
 Ölen ölecek, kalan sağlar bizim olacak.
 Esnafı sadakalarla idare edecekler, yetmeyecek, biten bitecek.
 Eğer aşı konusu çözümse biraz da buradan yol alacağız.
 Bu günler de İnşallah geçecek ama;
 Ülke ekonomisi değişik konularla birlikte bitkin,
 Vatandaş yorgun ve umutsuz,
 Dış güçler gerçek anlamda etkin,
 Piyasalar çılgın, altın,döviz hırçın...
 Nitekim;
 Kötü yönetim geçmişimizle, yanlış politikalar ve kırılgan ekonomi, zayıf ülke haline getirdi bizi.
 Özetle, hükümet de gidici.
 Çünkü metal İFLAS etmiş durumda...
 Sonrasında Allah kerim...
 Bugünkünden daha kötü olmayacağını düşündüğüm bir DEĞİŞİM bizi karşılayacak.
 Umarım ve dilerim ki;
 Helal süt emmiş birileri yetki bulur ve çalıntı, çırpıntı son bulursa, yeniden kafamızı kaldırabiliriz.
 Belki çok teknik bulmayanlar olacak yazımı, beğenmeyenler de olacak, ama bana böyle görünüyor.
 Daha fazlasını bilenler yazıp çizsinler, konuşsunlar, biz de istifade edelim.
 Sadece üzgünüm...
 Yirmi senedir, en dindarlara, son zamanlarda da en milliyetçilere teslim ettiğimiz ülkenin “hali pür melali” bu ne yazık ki...
 Başkanlık verdik, dertler büyüdü.
 Devlet fakirleşti, yönetenler DEVLET oldu.
 Azınlıklar zenginleşti, Halk şimdilik yaşıyor, ama seçim politikalarıyla, karşılıksız desteklerle.
 Bu kaynaklar da bittiğinde eğer beklenen değişim olmazsa, başka bir ülkede, bambaşka bir senaryoyla uykudan uyanabiliriz.
 Ne diyeyim, vatandaş sormazsa Allah sorsun.
 Kul hakkı kötüdür, yiyenler de ayan beyan ortada, hesabı sorulur diye inanıyoruz.
 İnşallah yaşadıklarımız kötü bir rüyadan ibaret olur, İnşallah bu Aziz Millet layık olduğu varlığa, güce ve imkanlara birgün sahip olur.
 Olur diyelim de olsun bakalım!

 
Etiketler: METAL İFLASI, ÖMER FARUK ÇINARGİL, SALGIN, AŞI, ERDOĞAN
Yorumlar
Haber Yazılımı