Yazı Detayı
07 Eylül 2021 - Salı 09:46 Bu yazı 171 kez okundu
 
TÜRK TÖRESİ
Feyzullah Budak
 
 

Türklerde devlet töreye göre kurulur ve töreye göre yönetilir. Tarih çok çarpıcı bir şekilde bize gösteriyor ki, tarihteki Türk devletleri töreye göre yönetildikleri sürece yücelmiş ve devlet yönetiminde töreden uzaklaşıldıkça da bu devletler çöküşe geçmiştir. Bu nedenle Türk Töresinde devlet yönetimine ait 7 kurala kısaca göz atmakta yarar görüyorum;

  1. Bağımsızlık Kuralı: Türk töresine göre Türk Devleti açık veya kapalı şekilde başka bir devlete bağımlı olmamalıdır. Eğer böyle bir durum olursa bu durum Türk devletinin varlığına zarar verir. Başka bir devlete bağımlılık, Türk devletini yönetenlerin etkisizleşerek erdemsizleşmesine, hatta süreç içerisinde esasen erdemsiz, bilgisiz ve liyakatsiz kişilerin devlet yönetimine gelmesine sebep olur. Bunların, (yani erdemsiz, bilgisiz ve liyakatsiz kişilerin) başka devletlerce dayatılan yönetim tarzları devletin çöküşüne yol açar. Orkun Anıtları ve Kutatgu Bilig bunun örnekleriyle doludur.
  2. Bilgelik Kuralı: Türk Töresine göre, Türk Devletini yönetecek kişi de ilk aranması gereken özellik bilge olması ve bilgeliğe değer vermesidir. Yine başta Orkun Yazıtları ve Kutatgu Bilig olmak üzere tüm tarihi kaynaklar bunu anlatır. Ayrıca büyük Türk düşünürü Farabi de Medinetül Fazıla (Erdemli El) adlı eserinde Türk devletini yönetecek kişide olması gereken özellikleri sıralarken özet olarak “Bilge olmalı, bilgi edinme konusunda istekli olmalı, bu işle ilgili sıkıntılara katlanabilmelidir, belleği güçlü olmalıdır, uyanık, usu güçlü, kavrayışı ileri olmalıdır” diyor.
  3.  Alplik Kuralı: Divanı Lügatit Türk’te “alp” sözü “yiğit, kahraman, bahadır” olarak açıklanıyor. Orkun yazıtlarında devlet yönetenler ile onların yardımcılarında aranacak özellikler sayılırken bilgelikten sonra onların tam da bu anlamda “alp” olmaları gerektiği söyleniyor. Yine Yusuf Has Hacip “Kutatgu Bilig adlı eserinin değişik yerlerinde “Bey dediğin alp olmalı, güçlü, yürekli olmalı… Budunda beylerin alp olması gerekir, büyük işler bu nitelikle elde edilir…, yürekli gerek Bey yine alp olmalı, yürekli kişidir yağıyı bozan…” gibi sözlerle devlet yöneten kişinin ve yardımcılarının alp olması gerektiği vurgulanıyor.
  4. Tüzlük Kuralı: Orkun Yazıtlarında devlet yöneten beyler ile yardımcılarında olması gereken en önemli üç özellik sayılırken bilgelik ve Alplikten sonra onların “tüz” yani “düz, düzgün, dürüst” olmaları gerektiği vurgulanıyor. Burada “tüz” olmakla kastedilenin ise kimsenin varlığına göz dikmemek, özellikle de devlet yönetenler için kamu malı ve akçası konusunda hassas olup, kamu malı ve akçasıyla baylaşmaya kalkışmamak olduğu anlaşılıyor. Yine Kutatgu Bilig’de devlet yönetenlerin taşıması gerekli özelliklerden söz edilirken değişik yerlerde “Hangi nesne tüz ise tümden tüz olur, Kim tüz olursa tüm işleri tüz olur, Güler yüz tatlı söz iyi öz gerek, Tüm işlerinde de tüz olmak gerek” deniliyor.
  5. El Budun İçindir Kuralı: Orkun Yazıtlarında ve diğer kaynaklarda ortaya konulan bu kurala göre El (devlet) Başkanının ve yardımcılarının görevi buduna, budunu oluşturan yuttaşlara ve tüm bireylere yokluğun ve yoksulluğun olmadığı bir düzen içinde yaşam hakkı sağlamaktır. Türk Töresine göre bireyler kağanın kulları değildir. Tam tersine kağan ve yardımcıları buduna kulluk (hizmet) etmekle yükümlüdürler. Açları doyurmak, çıplakları giydirmek, budunun çoğalmasını sağlamak devleti yönetenlerin görevidir.
  6. Könilik (Adalet) Kuralı: Türk Töresinin en önemli kuralı köniliktir ve Orkun Yazıtlarına göre könilik töreyi tüz uygulamaktır. Türk Töresindeki könilik kuralına göre köni yönetici töreyi tüm bireylere eşit şekilde uygulayan, kimseyi kayırmayan, kimseyi ezmeyen, yurttaşlarını koruyan, kişilere niteliklerine göre orun (makam) verendir. Köni devlet yöneticisi yurttaşlarını baylaştırmak için çabalar, kendileri için sadece iyi ad ve iyi san isterler, devlet imkanlarıyla baylaşmak peşine düşmezler.
  7. Kadına Saygı Kuralı: Bilge Kağan’ın Göktürk Yazıtlarındaki bir hitabı şöyle başlar; “Sizler, anam Katun, atamın anamın kız kardeşleri, ablalarım, kadınlarım, kızlarım” Aynı anıtlarda yine Bilge Kağan söylüyor; “Türk budunu yok olmasın diye, budun olsun diye, Tanrı Kongım (atam) İlteriş Kağan ile ögüm (anam) İl Bilge Katun’u görevlendirmiş.” Göktürk Yazıtlarındaki bu ifadeler Türk Töresinde kadının yerini, ona duyulan saygıyı ve verilen değeri çok açık şekilde gösteriyor. Ayrıca tarihi kayıtlar Uygurlarda Kağan savaşta iken anasının budundu yönettiğine dair örnekler sunuyor. Arap saldırıları sırasında Buhara Beyi Tuşat’ın yaşı küçük olduğu için anası Katun Buhara Beyliğini beş yıl yönetmişti. Türk devlet yönetiminde en üst karar organı olan Kurultay’a Kağan ile birlikte Katun da katılırdı ve Katun Kurultay’ın doğal üyesiydi. Kağan ile birlikte Katunun da onaylamadığı bir yarlık (ferman) geçerli değildi.

Selçuklu Sadrazamı Nizamülmülk Siyasetname adlı eserinde Türklerin kadına verdiği değeri şu sözlerle eleştiriyor; “Fars padişahları döneminde kadınlara kamu yönetiminde, el (devlet) işlerinde değer verilmezken, Türk Kağanları el (devlet) işlerinde kadınlarına danışır, onların görüşlerini üstün tutarlardı. Türkmen kağanları da kadınlara büyük orun (makam) veriyorlar.”

Arap gezginler, özellikle de İbn-i Batuta, Türk kağanlarınca devlet yönetiminde kadınlara verilen yeri ve değeri aynen Nizamülmülk gibi yadırgayarak anlatır. Türklerde kadına saygı ve ona yönetimde yer verilmesi töre gereğidir. Tabii ki bunun iyi ya da kötü sonuçları olabilir ama bu sonuçlar Katunun ve Kağanın iyi ya da kötü olmasına bağlıdır. Kağan ve Katun el yönetiminde törenin diğer kurallarına uyarlarsa, özellikle de devleti “könilik - adalet” kuralına göre yönetirlerse sonuçları budun için iyi olur. Töreden uzaklaşırlarsa da tam tersine kötü olur.

Tüm bu sayılanların dışında; Türk töresinin temelinde Türk milletini sevmek, Türk milletinin gücüne ve büyüklüğüne inanmak vardır. Türk töresi yüksek vazife duygusuyla birlikte devlet yönetiminde millete hizmet ve insanlarla ilişkilerde bireylere saygı demektir. Türk töresinde büyüğe saygı, küçüğe şefkat ve sevgi esastır. Türk töresi ağırbaşlı, vakarlı ve ciddi olmayı, gerektiği zaman az ve öz konuşmayı, soğukkanlı, cesur, erdemli, azimli, sözüne ve görevine sadık olmayı gerektirir. Türk töresi yüksek görev duygusu demektir. Millete hizmet yolunda kişisel çıkarlardan ve zevklerden uzak durmak demektir. Toplum için her fedakarlığa katlanmak demektir.

Tüm bunlar Türk töresinin kısaca özetlediğim temel unsurlarıdır ve Türkler tarihteki tüm devletlerini bu töre ile kurup, yaşatmış ve yüceltmişlerdir. Yıkılan devletlerimizin çöküşündeki temel neden ise işte bu töreden uzaklaşmış olmaktır. Öyleyse Türk Devletini ve devletlerimizin iş/güç birliği için kurulan kurumlarımızı yönetirken, yukarıda bir özetini sunduğum Türk töresini baş tacı edip ona noksansız şekilde uymayı asla unutmayacağız.

 
Etiketler: Feyzullah Budak, Devlet, Töre, Türk
Yorumlar
Haber Yazılımı