BÜYÜKTÜM!

0

Arkamdan taş attılar,

Farkına varamadım!

Taşın farkına varamadan büyüdüm.

Bir gün sinirlenip daha büyüğünü attılar,

Daha büyüğünü…

O zaman artık ben de büyüktüm!

Atılan taşı bu kez gördüm,

Görmemiş gibi yaptım.

Taşı ciddiye almadığım için

Taşın yönü değişti.

Taş gelip başa çarpacağına,

Taş gelip de

Taşa çarptı.

Taş taşa değdiğinde

Ne biçim ses çıkıyormuş öyle!

Bu sesten, taşı atan kuşkuya düştü…

KENDİME DOST OLDUM

(felsefi – bedii minyatür)

Benim hayatta iğrendiklerim oldu – “dost” diye bildiklerimden.

Bana dost gibi gözükenler bir gün düşman kimliklerini gün yüzüne çıkardıklarında onlardan iğrendim.

Dost, ‘ikinci ben!’

Birinci beni kınadım her sarsılışımda. İkinci beni dogru seçemediği için

İğrendim, iğrendim, koparıp attım onu. Kendimle baş başa kaldım. Büyük oldum!

KENDİME HASRET

(felsefi – bedii minyatür)                

Ben, kendi  kendime özlem duyuyorum.

İstiyorum arayıp bulayım kendimi. Hasret bitsin. Ama, ne yaparsın ki, zaman bir türlü buna imkân tanımıyor zaman!

Bu gidişle beni bulacağıma da inanmıyorum. Ben nerdeyim? Ben, her gün yirmi dört saat çalışsa zamanın yelkovanında,

Zaman beni sımsıkı tutup döndürüyor çevresinde.

Ama, hiç kimse özlem duymuyor bana. Ben paramparça olmuş serpilip yayılmışım başkalarının isteğine! İsteklerden kopup tekrar bir araya gelmek için yelkovanlarla birlikte ayrılmalıyım saatin çerçevesinden, zamanın kıskacından.

Yükseklerde uçsam, atılsam, bir adım dışarı çıksam ben, benle görüşebilirim!

O zaman ben, benimle bir araya gelebilirim!



CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin