Eluca ATALI: FARS DEMOKRATLARININ KÜÇÜK SİYASİ AKILLARI İRAN’I BİR ÜLKE OLARAK PARÇALAYACAK

0

(Yazarımız Eluca Atalı ile yapılan İran konulu seri röportajı yayınlamaya devam ediyoruz)

– Eluca hanım, İran demokratik değişiklikler eşiğinde. Genellikle bir araştımacı olarak olayları nasıl görüyorsunuz?

– İran’da demokratik değişim ifadesi sıkça işleniyor, ama ben baştan, kısa yolla diyorum ki, bunu kabul etmiyorum, çünkü, gidişatın içinde bunu görmüyorum. Doğru, İran’da hareket var, ama bu henüz harekat demek değildir, bu birincisi. Gelelim hareketin kendisinin olmasına, bu doğal bir durumdur, çünkü, bugünkü dünyada bilginin gelişmesi dünyayı karanlığın elinden almış , bu nedenle de, İran da diğer ülkeler gibi kendi isteği ile gidemiyor ve bu işlem değişikliğe yol açacaktır. Burda birinin ortaya çıkıp, demokratik değişiklikler yapacağım demesi ile ilişkin değil bu, bu günün, zamanın gereğidir. Bildiğiniz gibi, İran öyle bir devletlerdendir ki, orda gençlerin sayısı yaşlı nesilden fazladır, bunu Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında söyleyebiliriz ve bugünkü İran hakimiyeti gençleri eski geleneklerle yaşamaya zorluyor başörtüsü, dini adet geleneklere uymak, islam kapalılığı, içki yasakları sonuçta en önemli olan söz özgürlüğünün, özgür hareketin önünü kesiyor. Kısacası, senin hayatına her yandan  müdahale var; evinden başlayarak toplumdaki kademene kadar, hem de İran gençliğe karşı daha çok gaddardır. Gençlerin kamuoyunun gözü önünde kamçılanması, halkın görebildiği yerlerde dar ağacından asılması, hapishanelerde her türlü işkenceye, tecavüze maruz kalması vb. Gençlik yaşı  psikolojik ve enerji açısından hareket gerektiren bir yaş dönemidir. Bakın, İran’daki bugünkü iç gidişat bu nedenler yüzündendir, yani, bu kaçınılmazdır! Gençliğin bu halinden yararlanarak, demokratik değişiklikler adı ile ortaya çıkan bir takım adı demokrat, ama mahiyet itibarı ile imam giysili insanlar var: Musevi, Kerrubi vs. Bunlar ömürleri boyunca İran Fars şovenist imam yönetiminin bir numaralı hizmetçisi olmuş kişilerdir, fakat son anda onlar yeşil adlı harekatın başkanı olarak ortaya çıkıyorlar. Ama onların kendi ahlakları soru altındadır.

Kimdir Musevi? O, Humeyni zamanı 8 yıl devlet başkanı olmuş, İran istihbarat örgütünün  kurucusu olarak onun kurulması projesini hazırlayıp İran meclisine sunmuş, onun tasdik edilmesini başarmış ve bugün de İran’da muhalefetin ağır dönem yaşaması zamanında Musevi’nin muhalefete hayatı zindan etmesi ile alakalıdır. 1988 yılında iki ayın içerisinde kaç bin kişiyi onun yönetimi ile idam ettiler, sadece 4400 insanın idam edilmesi ile ilgili liste var, fakat gizli belgeler gösteriyor ki, idam edilenlerin sayısı 12 bin kişiden fazladır.

Kerrubi kimdir? O, Humeyni’nin emri ile şehitlere ait hükümet organının başkanı olmuş, büyük miktarda malzemeyi benimsemiş ve bununla ilgili rapor vermekten kaçınmış. Kerrubi bu organda özel bir toplum meydana getirdi ve verdiği kararlarda çok sayıda insanı hapse atarak sorgusuz sualsiz idam ettirmiştir. Kısaca bunları karakterize edersek, şöyle diyebiliriz: Ahmedinecad, Kerrubi ve Musavi Humeyninin sırtından değil, DNA`dan oluşmuş doğma ve sadık evlatlar. Libaslarını kostüme değişmekle düşüncede değişiklik olmuyor, ne yazık ki. İşte bu nedenle de, İran’da demokratik değişim olacak ifadesi yalandır.

Öte yandan, İran’da  imam hem devlete hakimdir, hem seçim yolu ile seçilmiş Cumhurbaşkanı var ve hem de parlamento. İmam, devletin rehberi istediği zaman başkanın yetkilerini elinden alabilir. Peki, o zaman nerede kaldı milyonların sesi? Bu şunu gösteriyor ki, İran’daki iktidar eklektik .., karışık bir hakimiyetine 1979 yılında İran İslam devrimi yaşandı ve İran bayrağında İran’ın insanlık üzerinde ağalığının temeli koyuldu. İslam devriminin aslında özü bundan ibaret. Ama o ideadan gelen İran, bugün insanlık için çok tehlikeli bir faktöre dönüşmüştür. Sadece insanlık için değil, kendisi için de böyledir, çünkü, kendisi de zaten beşerin bir parçasıdır.

– Devrimi değişikliklerden sonra İran’daki siyasi, sosyal ve sosyal durum Azerbaycan Türkleri için neler vaat ediyor? Sizce, yine de bu değişikliklerden sonra Azerbaycan Türklerinin dışında kalma ihtimali mümkündür?

İran’daki değişim, devrim, hareket vb. siz adını ne koyarsanız koyun, ama ben bunu ezilenlerin haklarını talep etmek için iktidara karşı isyan gibi düşünüyorum. Sanırım, bu genel İran değil, sadece, genel Fars olayıdır. Çünkü İran derken, orda 40 milyonluk Güney Azerbaycan türkü, Arap, Kürt, Beluç ve s. milletler var ki, onlar bu harekatın dışında kalıyorlar. Gerçi, onlar da mevcut hükümetten şikayetçiler, haklarını talep ediyorlar, fakat, onların bu harekete katılması için hiçbir faktör yok. Daha doğrusu, bu milletlerin insani hakları “demokratik” yeşillerin platformunda yer almıyor. Yeşillerin liderlerinin siyasi akılları da o kadar derin değil. Onlar politik zekadan pek uzaklar. Bunların eğer siyasi kafaları olsaydı, en azından kendi platformlarında olsa bile, İran`da yaşayan sivil fars milletlere vaat verip, onları kandırıp kendilerine birleştirir olmalıydılar. Bu zaman genel İran  ismini taşıyan bir şeyler oluşturabilirdiler. Bismarck’ın böyle bir fikri var: “Siyasette dil fikirleri gizlemek içindir”. Filozof “Asif Ata ise şöyle diyor:” Siyasette kurnaz olmayan aptaldır.

Böyle olmadığı takdirde, yani bu yeşillerin olmayan Fars milletlerini hesaba almadıkları halde, bu, sadece Farslara ait bir olaydır ve neticede de hiçbir sonuç vermeyecek. Sonuçsuz olacak, birinci o nedenle ki, 40 milyonun hakkını tanımak istemiyorlar,  imam yönetimi gibi. Demokrasinin anlamı insan haklarını tanımak ve onu toplumda korumak demektir. Öte yandan, demokrat yeşiller, imamlar, şahçılar, komünistler vs. Farslara ait olan kurum ve gruplar Azerbaycan meselesinde hepsi bir fikirdedir, yani aynı görüşteler. Ayrı ayrı birbirlerine karşı iddiaları olmasına rağmen. Konu bizler olunca yalnızca yuvarlak masa etrafında oturup dertleşmeyi biliyorlar. Bu da şundan ibarettir ki ne olursa olsun, Güney Azerbaycan Türklerinin insani hakları verilmesin. Çünkü, bu hakların arkasında bağımsızlık duruyor. Ama, genel olarak düşünürsek, bunların bu şekilde birlik olup bizlere karşı keskin iddia ile gösteri yapmaları neticesinde, kendileri de bilmeden İran’ın parçalanmasına yol açıyor. Bu olacaktır, kaçınılmazdır, ama ne zaman olacağını söyleyemem.

– Sizce, İran’da herhangi bir siyasi değişim, toplumda yaşanan değişiklikler Güney Azerbaycan Milli Harekatının da güçlenmesine neden oluyor mu? Siz, nasıl düşünüyorsunuz?

– İran’da canı istediği kadar harekat gerçekleşsin, aslında bizim Milli Özgürlük harekatımızın yolu onların yolundan çoktan ayrılarak kendi hattı ile gidiyor. Bu da Güney’in işgalden özgür olması, bağımsız Güney Azerbaycan devletinin kurulması ile sonuçlanacaktır. Bildiğiniz gibi, 1945 yılının 12 aralık Seyid Cafer Pişeverinin yönetimi ile Güneyde Milli Hükümet kuruldu , fakat bir yıl sonra İran Devleti silah gücüne devletimizi işgal edilmiş, 50 bin kişi idam edilmiş. Bizim bugünkü mücadelemiz aslında yeni devlet kurmak değil, Farslar tarafından işgal edilmiş devletimizi kurtarmaktır. İran toplumunda Farsların başladığı bu siyasi iktidar oyunları, iç çekişmeler bir daha kanıtlıyor ki, biz onlardan değiliz, aynı zamanda onlar da bizi kendilerinden saymıyorlar kesinlikle.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin