FATURA TÜRK’E Mİ KESİLİYOR?

0

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin Operasyonu’na ilişkin Marksist-Leninist, Kürtçüler’in hakimiyeti ve işgaline tabi olmuş Türk Tabipler Birliği ve benzeri sözüm ona meslek odalarının, bu operasyonun meşruiyetine yönelik  meşreplerine ve görevlerine uygun Türk Milleti’nin varlığına ve bekasına kasteden ve çokta sürpriz olmayan beyanlarına karşı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatı ile harekete geçen hükümet, bütün meslek örgütlerine ilişkin bir çalışma başlatmış… Hükümet, Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipler Birliği’nin de aralarında bulunduğu tüm meslek örgütlerinin adları ve faaliyetleri ile ilgili düzenlemeler yapacak.  Bu çalışma çerçevesinde söz konusu kuruluşların isimlerindeki ‘’Türk’’ ve ‘’Türkiye’’ ibarelerinin çıkarılması da bulunuyor.

Burada düşündürücü olan bu kurumların ismindeki “Türk ve Türkiye” ibarelerinin çıkarılma gerekçesinin yeterince aydınlığa kavuşturulamamış olması. Zira siyasi iradenin geçmişteki beyanları ve uygulamaları  nedeniyle bu konuda sicili bir hayli bozuk.

Bu kurumların bazılarında  öteden beri Marksist-Leninist ve Kürtçüler’in yasal boşluklar ve bir takım sözüm ona demokratik oyunlarla buralara hakim oldukları bir gerçek. Bu kurumları, ideolojileri doğrultusunda terör örgütünün yan kuruluşu gibi kullandıkları da bir gerçek. (Barolar Birliğini Tenzih ediyorum. Burada Milli bir duruş sergilemiştir. Harekatı desteklemiştir.)

Yapılması gereken bu kurumları gerçekten kamu ve mesleki faaliyetler doğrultusunda çalışmalarını sağlayacak yasal düzenlemeleri hayata geçirmek ve gerçek bir demokratik sivil toplum örgütü niteliğini kazandıracak yasal değişiklikleri uygulamak. Burada amaç bu olmalıdır.

Bu kurumların isminde “Türk ve Türkiye” ibarelerinin bulunması bu konuda yarası olanları gocundurur.

Hükümetin gayesi bu şer odaklarını temizlemekse eğer, isim değiştirmek bu amaca hizmet etmez.  Şu anda bu işgal altındaki kurumların içinde ve yönetiminde bulunan vatan ve millet düşmanlarını da sevindirir.

Siyasi iradenin sahipleri iktidara geldiklerinden bu güne kadar ” Türk ve Türkiye” ibarelerinden rahatsızlıklarını zaman zaman hissettirmişler ve icraatlarıyla bunu ortaya koymuşlardır. Anayasa başta olmak üzere kamu bankalarının isminden tutun, Kızılay’ın dahi isminden Türk ibaresini çıkartmışlar, resmi kurumların tabelalarından Türk adını silmişler ve okullarda söylenen andımızı yasaklamışlar, birtakım sözcüler Türkiye CUMHURİYETİ’nin adının dahi değiştirilmesi gerektiğini söyleyebilmiştir.

Ülkemizin doğusunda bulunan bazı kasaba, ilçe, köy adlarını Roma döneminde kullanılan adlarla değiştirmişlerdir. Türk ve Türkiye adını kullanmamak için Osmanlı adını gerekli gereksiz kullanarak maalesef yıpratmışlardır.

Türk sözcüğünün bir milletin adı olmaktan çıkarıp sadece etnik bir aidiyet manası yüklemeye çalışmışlardır.

Anlayacağınız bu konuda daha önce yaşanılan üzücü hadiseler, yapılmak istenenin ne manaya geldiği hususunda birtakım şüpheler doğurmaktadır.

Bütün bu olanların ışığı altında insanın aklına gelmiyor değil, Sayın Cumhurbaşkanı AKP + MHP ittifakı beklentiyi karşılayamadı da bunun üzerine yeniden HDP’ nin tenceresinin altı yakılmak mı isteniyor?

Çünkü Türk adını silmeyi isteyenlerin daha önceden Oslo ve Dolmabahçe görüşmelerinde bu konuda bir hayli ısrarcı olduklarını kamuoyu da yakından biliyor.

Ama bu tencerenin yeniden ısıtılmasıyla yenecek yemeğin AKP seçmenlerinin midesinin bile kaldırabileceğini düşünmüyorum.



CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin