İRAN’DA OLAN BİTENLERLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELERİM

0

SEKİZ MİLYON FARS İÇİN SABAH PROGRAMI YAYINLAYAN  İRAN,
KIRK MİLYON TÜRK’Ü DÜŞÜNÜP STÜDYO AÇMALI!

İran coğrafi açıdan   bütün bir ülke gibi görünüyor. Bu, onun görünen tarafıdır, ama mahiyet, yani iç taraflarda  idrakin gözü ile bakınca, İran’da iki dünya bulunmaktadır ve hem de birbirine taban tabana zıt olan iki dünya. Bir tarafında Fars dünyası, diğer bir kutupta ise Türk dünyasının büyük bir bölümünü teşkil eden, hem coğrafi açıdan, hem de taşıdığı mahiyet, anlam bakımdan kendi gücü ve azmi olan Güney Azerbaycan dünyası. Dünya o nedenle ki, burada her şeyi dikkate almak gerekir bu nedenle, sadece toprak denmemesi gereklidir.

İran’daki olaylar: İran içten çalkalanıyor, iyi ve kötü anlamda. Bugün yurtiçi ve uluslararası alanda adı geçen yeşiller harekatı ilk bakışta çok büyük iyilik gibi görünüyor, sanki bunlar İran için yeni devir açacaklar, ama belli değil, milletlerin özgürlüğü, filan … Buna inananlar böyle düşünüyor sadece, fakat, bunun Güneyle hiçbir alakası yoktur, çünkü, adı geçen yeşillerin davası koltuk davasıdır, bizimki ise Ulusal Özgürlük, Birlik, Bölünmezlik, ana dilinin resmi şekilde öğretimi, ana dilli okul vb. insan hakları ile ilgili olan her şey. Yani, baştanbaşa yeni anayasa yazılmalıdır ki, orda Güneyliler kendi haklarını görsünler. Yeşillerin başında duran ne Musevi, ne de Kerrubi bunların hiçbiri anayasa değişikliğinden konuşmuyorlar, konuşamazlar, çünkü, onlar mahiyet itibarı ile Ahmedinecad’ın palyaçosudurlar. Elemiye – İran Ulusal Meclisi’nde bir bent ana dilinde şiir söylemiş, milli kahraman seviyesine kalkmış aslen Türk olan birine, o da evlenince nikahını Humeyni’nin kesmesi ile iftihar eden bir kişidir. Bunlar hepsi mahiyet itibarı ile imamdır, ne yazık ki, kostüm giyip, batının icat ettiği modern kravat takıyorlar. Biz giyime kıymet vermiyoruz ki, biz düşüncesine, davranışına göre onları değerlendiriyoruz. Amerikalılar
şöyle derler : Coca-Cola, Pepsi-Cola! Tadı aynıdır. Bu durumda, Ahmedinecad olmasın, Musevi olsun, bizim için hangi bir değişiklik olacak ki, bunların harekatının da bize ilgisi olsun veya bu imamların herhangi birini savunalım? Aslında, 1979 İran İslam devriminden sonra İran’da karışık  bir yönetim oluşmuştur. Bir tarafta şeriat kanunları, bir tarafta da parlamento kanunları, aslında mahiyet itibarı ile Batı tarzı yönetim. Hakimiyet dini hakimden bağımlıdır. Ancak Cumhurbaşkanı, parlamento seçimi ile seçiliyor, ama dini hakim istediği zaman Cumhurbaşkanı görevinden uzaklaştırıp, onun yetkilerini iptal edebilir. Baştan sona  karışıklık. İmam kafası da VII yüzyılda nasıl ayarlanmışsa, şimdi de öyle yönetiliyor, cisimce XXI yüzyılda yaşıyorlar olmalarına rağmen. Ondört asırlık mesafenin imamlar için farkı yok. Bu dakikalarda bile İran’da Rus İmparatorluğu’nun SSCB’ni yıkımı gibi bir süreç gidiyor. Önceden söylemek zordur, bu ayın kaçı meydana gelecek, ama olacak. Yaklaşıyor, hiçbir imparatorluğun sonu yoktur, İran da imparatorluk gibi kurulmuş, İran içinde yaşayan milletler bir hakim milletin yararı için tamamen benimseniyor.

Yeşillere gelince, yeşil renk gibi onlar da kendiliğince çok güzel renktir. Yeşil, doğanın uyanması, canlanması, yaşam ve en ölümde  sonsuzluk. Bu sembol olarak İslam’dan önce de insanlar arasında sevilmiş, ama din bunu sonradan benimsemiş. İran’da İran Fars yönetimi hangi renk altında ayağa kalkmasına bakılmaksızın, o renge biz girmeyeceğiz! Yeter artık devrimi Türklerin yapıp  meyvesini Farsların yemesi!

İkinci tarafta duran büyük dünya, bizim doğduğumuz dünya – Güney Azerbaycan, o, kenardan bakınca sakin görünüyor. Yukarıda ifade edildiği  gibi, “susması” ile, ama bugün en güzel iş odur ki, o, susmuş, hiç bir Fars hareketine katılmıyor. İşte bu yüzden, büyük iş yapıyor, işte bu sabrı ile. Halk uyanmış, meselenin hangi boyuta ulaştığını mükemmel biliyor, oyuna katılmıyor. Yeşillerin ve artı yönetimin istediği budur ki, Güney kalksın, ne şekilde olursa olsun, onu kendi oyunlarına katabilirler ve ezebilirler. Onlar tarihi iyi bilirler, bir millet bir kez ezildiyse, o 25-30 yıl geçtikten sonra, yeni bir nesil yetiştikten sonra meydana çıkabiliyor. Burada bir konuya dikkat edilmesi gerekir, birbirine düşman cephelerde duran, daha doğrusu, kendini böyle kaleme veren, Fars imam yönetimi ve demokrat yeşil renkliler, her ikisi istiyor Güney Azerbaycan ayağa kalksın. Fars’ın hakimiyeti de, ona muhalifi de, şahcısı, komünisti, yeşil, beyaz, siyah, kırmızı, hangi renkte elbise giyinmesinden bakılmaksızın, zaten hepsi bizim özgürlük, yani, insan hakları talebimize zıttır, düşmandır.

Bu olaylar tüm dünyanın gözünün önünde yaşanıyor. Kimden neyi gizlemek mümkün ki, bugün ki dünyada biz Güney Azerbaycan sevgimizi çoktan ve açık ilan ettik, Fars’ın “kıskançlığını” dikkate almadan.
Biz kalkıp aynı grubların hakimiyet davasına bakmamalıyız. Aynı biçimli, aynı yetenekli artistin oyunundan ne öğrenebilirsin ki, orada senin için ilginç bir şey olsun? Buna bizim ne vaktimiz var, ne de aklımız bunu bize dikte etmiyor, biz kendi işimizle meşgul olmalıyız. Bizim bugünkü işimizin adı nedir? Belirtilmiş Güney Azerbaycan Milli Özgürlük yolunu yanlış gidişatlardan temizlemek için beraberliğimizi artırmak.

Asif Ata diyor ki : “Kahramanlık  imkansızlıktan imkan sağlamaktır!” İmkan yok, ama sen düşünüyorsun, düşünüyorsun ki, ışıklı bir yarına varasın, suçlu nesil olmayasın, nankör evlat olmayasın senden önce özgürlük yolunda canını kurban edenlere.
Son 20 yılda, yani, Azerbaycan bir devlet gibi bağımsızlığını ilan ettikten sonra İran farklı yollarla Azerbaycan’ın içişlerine karışmış ve teesüfle söylemeliyiz ki, bu hala devam etmektedir. İran’ı Azerbaycan’ın bir bölümünün bağımsızlığı çok rahatsız ediyor ve o böyle düşünüyor ki, Güney Azerbaycan’daki uyanış Kuzey Azerbaycan’ın bağımsızlığından yönlendirdiği, ona dayanak duran bir faktördür.  İran Devleti’nin her vasıta ile müdahalesinden bahsetmek lazım. İran basını, aynı zamanda İran devlet organları seri olarak Kuzey Azerbaycan’ı Kuzey İran adlandırıyorlar ve Kuzeyin İran’a birleştirilmesi ile ilgili yazılı ve sözlü propaganda yapıyorlar. Tam zamanıyken, bir olguya da dikkat çekmek amacıyla, yukarıdaki imam yönetimi ve demokrat yeşillerin birliği ile bağlı. İnternette sohbet odalarında bile, yeşilleri Avrupa’da temsil eden muhalifler: “Sahte, küçük devletinizi de İran’a katacağız, ondan sonra bakalım neyi dert edeceksiniz?” diyorlar. Bu, bir insanın değil, aslında bunların hepsinin içinde kök salmış ağrıdır.

Sabah Televizyonu iddia ediyor ki, din milli ve  manevi değerdir ve başörtüsünün okullarda iptali ahlaksızlıktır. Önce bu meseleye mantıkla yaklaştık  dünyada 7 milyar insan var. Onlardan sadece üst üste fazlasıyla götürmüş olursak, 200 milyonu başörtüsü takabilir. Böyle anlaşılıyor ki, dünya baştan başa ahlaksız mıdır ? İmam mantığıyla bakarsak, Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri’nin özgürlüğü ve bağımsızlığı yolunda mücadele edilen Rabîa Kadire ne ad verilebilir? Müslümandır, ama başörtüsü takmıyor. Bu sorunun birinci tarafı. İkincisi, din Azerbaycan halkı için milli değer değildir. Türk’ün iftihar edecek bir çok değerleri vardır, Farslar Arapların değerlerini bize milli değer olarak tanıtmasın. Kadın sıfatı ışıktır, neden insan gözü bu ışıktan yoksun kalsın. Kadına örtün diyor, erkeklere şehvetini öldür  demiyor. Nizami Gencevi’nin “İskendername” eserinde böyle bir sahne var: Kadınların yüzleri açık gezdiğini gören İskender Kıpçak ileri gelen büyüklerini çağırıyor, onların dilinden çok güzel cevaplar veriliyor. Bu satırlar bu gün için bile güncel.

Yüz örtmek doğru yol değildir, ancak

İtaat etmez bu ayine Kıpçak.

Yüz örtmek ayini bırak olsun senin,

Bize de göz kapamak olmuştur ayin.

Bakmamak gerektir yabancı yüze,

Ne suçu var yüzün ?! Cezanı ver göze! …

Örtü salmaktansa halkın yüzüne

Kendin bir örtü çek bakan gözüne.

Üçüncüsü, manevi, ahlaki değer olarak bunu değerlendiriyorlar. Hâlâ İslam Fars’ı ahlaklı yaptı? Yakın zamanlarda Fars sitelerinde yayınlanan bir ilanı örnek vermek gerekir. Duyuruda yazılır ki, Kum ve Meşhed şehrinde geçici evlilik için iş merkezi açıldı. Merkezi açmanın amacı  kutsal ziyaretgahlara gelenlerin sayısını artırmak ve oraya gelen kişilerin her türlü desteklenmesini sağlamaktır ki, gözleri haram görmesin. Duyuruda yazılmıştır ki, “bu evliliğin miktarı bir günden bir haftaya kadardır, fiyatlar ise kadınların yaşında göre değişmektedir.  Bakire kız, dul kadınların, 40 yaşında ve 40’dan üste yaşı olanların fiyatı farklıdır. Böyle evlenen  kardeşlerden  rica olunur ki, bir adet ayak üstü komple resim , bir adet yüzden, bir adet de yandan çekilmiş resim, pasaport ve telefonlarını net yazsınlar “. Şimdi burada ahlak var mı? Fars imam yönetimi hangi hakla bize ahlak dersi vermek istiyor? Bu ilan ki, devlet çapında yayılıyor.

Öte yandan, eğer gerçekten, İran devleti dinin koruyucusu ise, o zaman işgal altındaki Karabağ’daki eski mimari anıtı olan camilerin domuz ahırı olmasına karşı itirazını göstersin. Dine göre domuz pis bir hayvandır, eti de haram buyurulmuş. Orada domuzların beslenmesi videolarını tüm dünyaya dağıtıyorlar. İran bir kez buna itiraz etti mi ki, şimdi gelip manevi ahlaktan, dinin koruyucusu olmasından bahsediyor? Azerbaycanlıları kendisine dini kardeş olarak algılayıp, aldatmak isteyenler, aslında Hıristiyan Ermenilerle politikada birlikteler. Karabağ’ın işgalinde Ermenistan’a her türlü yardım etmektedir.

İran’ın yürüttüğü düşmanlık siyaseti apaçık, burada Güney meselesi onun bir numaralı sorunudur. Bu nedenle, Bağımsız Azerbaycan’ı kabul edemiyor ve her defasında Azerbaycan’daki İran Büyükelçiliği’nden konu açılınca İran’ın Bakü Büyükelçiliği diyor. Bu onun bağımsızlığımıza karşı gizli nefreti, bir noktada ortaya  çıkıyor, hem de devamlı olduğu için göz çıkarıyor. Bu TV ile ilgili görüşlerim kesin şekilde olumsuzdur, çünkü, bu İran ETTELAAT (İran İstihbarat Teşkilatı) Ajansı tarafından yönetilen bir televizyondur. Hiç gören var mı?  28 Mayıs Demokratik Cumhuriyetin kurulması günü, yani, Cumhuriyet Günümüz, 18 Ekim Bağımsızlık günümüz veya aynı zamanda 20 Ocak, Hocalı gibi katliamımız olan yakın tarihimizdeki üzücü günlerimizin ismi hatırlansın? Eğer, bu TV Azerbaycan için öngörülmüşse, gerektir ki bu günlere adanmış özel programlar Tv’de yer alsın. Aksine, bu Tv’nin işi birkaç yıl boyunca yalnızca Azerbaycan Devleti’ne iftira atmaktan ibarettir. Eğer, gerçekte onun ahlaklı olduğuna inanmamızı istiyorsa, o zaman öncelikle böyle bir Tv’yi Güneydeki soydaşlarımıza vermeliler ki, onlar ana dilinde kendi isteklerini dile getirebilsinler. Çünkü, dil insanın ruhunun ifadesi, manevi değeridir. Halk gerekiyor ki kendi ana dilini korusun ve geliştirebilsin.

Kuzeyden konuşan destekçiler meselesine, benim için ETTELAAT( İran İstihbarat Teşkilatı) neyse, onlar da onun aynısıdır. İran yönetimi açıkca düşmanlığını gizleyemiyor, her adımda bunu kanıtlıyor, ama adını aydın koyanların orda çıkış yapması aydınlıktan uzak, aydınsızlıktır. Ben onları kendi milletine ihanet etmiş adamlar sayıyorum. Entelektüelin işi milletin ağır meselesini çözmek, onu halkına fark ettirmek, çözüm yolunu aramak, eğitmek işleri yapmaktan ibarettir. Yanlış yaptıklarını söylediği zaman Sabah Televizyonu’ nda konuşma yaparak, bir de kendilerini haklı çıkarıyorlar, burda büyütülecek ne var ki,  diyorlar. İmkan sağlıyorlar, konuşuyoruz. Bunlar anlamazlar, orda konuşmak prensip itibarı ile doğru değil. Bu 40 milyonluk Güneyli’ye sırtından vurulmuş hançer! Bu durumda sen hangi ulusal birliktelikten, dünya Azerbaycanlılarının hangi birliğinden konuşuyorsun? Milliyetinin Karabağ’ın özgürlüğünü düşünen birinin, gerektir ki kendi tarzı, konumu olmalı, beyazı siyahtan kolaylıkla ayırmalı, yoksa, sadece gri bulanık renklerle çalışabilir. Sana ona göre izin veriyorlar ki, sen orada Güney’in dertlerini dile getirsen. Bir kez olsun Güneydeki insan haklarının çiğnenmesini, ulusal ayrımcılığı, İran imam yönetiminin Ermenilere her türlü yardımını diline getir, bakalım ondan sonra onlar sana telefon açıp diyorlar mı gel burda konuş ? Eğer milli değerden bahsediyorsanız, Kuzey Azerbaycan’da başörtüsünün okullarda yasağının insan haklarına aykırı olduğunu söylüyorsanız, peki, neden Güney Azerbaycan okullarındaki ceza sandıklarından konuşmuyorsunuz? İlk okula özel ceza sandıkları koymuşlar ki, küçük   çocuklar şaşırıp ana dilinde herhangi bir söz söylediğinde, o sandığa özel miktarda para ödesinler. Bu cezayı da işsiz, her türlü mehrumiyetlere rejim tarafından maruz kalmış o çocukların ebeveynleri ödüyorlar. Azerbaycan aydını bunu söylemelidir. Demelidir ki, siz din adı altında ahlak diyorsunuz, peki, niye İran hapishanelerinde erkeğe, kadına tecavüz ediliyor? Neden İran’ın sokak pazarında, sosyal yerlerde nüfusun gözü önünde ülke gençlerini, kadını, erkeği Almanya’dan getirilmiş özel vinçlerden asıyorsunuz? Bunu bütün dünya biliyor. Bir bilseydiniz, İran’ın hapishanelerinden gizli kameralarla ne kadar film çekilmiş, Avrupa kanallarında sıkça gösteriliyor. Sadece bizim millete karşı değil, bizzat Fars’ın kendisine de bunu yapıyorlar. Geçenlerde BBC’nin çektiği filmi seyrettim, hapiste ceza çekmiş kişilerin anılarını dinledim, beni çok kötü etkiledi. Ben insanlığa yönelmiş her türlü işkenceye karşıyım, hangi milletten olursa olsun, Fars imam yönetiminin yaptıkları ise faşizm hareketidir.

İşte tüm bunlardan dolayı, yüzümü İran kölesi olmuş  aydınlara tutup söylüyorum, ne kadar geç değil, bu yoldan kaçının, bu sizin kendi milletinize ihanetinizdir. İhanet edeni ise millet affetmiyor.

İran Ermenistan’ın bir numaralı yardımcısıdır. İran Ermenistan’a yardım etmekle, onu ayakta tutmak ve genellikle, Azerbaycan’ın kafasını Karabağ sorunuyla oyalamak istiyor, ona Azerbaycan’ın zayıf düşmesi lazım. Karabağ sorunu Azerbaycan’ın ikiye bölünmesi ile başladı. Asif Ata diyor: “Karabağ’ın yegane çözümü Güney’den geçiyor. Ermeni’ye 50 milyonluk Azerbaycan’lı tekmesi lazım, Ermeni fiziksel güçten korkandır. Azerbaycan’ın siyasi kurtuluşu  GÜNEY AZERBAYCAN’DIR”! Güney’in özgürlüğü ise idrakımızdan geçiyor. Bu nedenle de, İran bugün bilgi savaşı yapıyor, Sabah Televizyonu’nu Azerbaycan’a karşı yayınlamakla. Gülistan anlaşması ile başlayan Azerbaycan’ın iki yere parçalanması Türkmençay Barış Anlaşması ile sona erdi. Ermeniler İran’dan Karabağ’a taşındı 1804 yılında başladı 1828 yılında sona erdi, Karabağ’ın işgalini organize edenlerin ilki İran’dır. Bunu artık herkes iyi biliyor, bir bilmeyen varsa, o da ETTELAAT( İran İstihbarat Teşkilatı) tuzağına düşmüş “aydınlarımız”dır. Ben bunlara yaban hayranı  aydın diyorum.

Asif Ata “Azerbaycan birdir! Eğer, ikiyse, demek, o, hiç yoktur!”



CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin