BU KADAR YALAN PRİM YAPAR MI?

0

Siyasetin yalanı bu kadar alenileştirmesi, sabahtan akşama yalan söylemeyi pespaye hale getirmesi ve insanların gözünün içine baka baka yalan ve iftira üzerinden seçmenleri konsolide etmeye çalışması, gerçekten çok kötü bir durumdur.

Değer ifade eden kelime ve kavramlar politik ağızda öylesine küçültülüyor, öylesine itibarsızlaştırılıyor ki gelecek nesil adına tamiri imkânsız bir erozyonun alt yapısını oluşturuyorlar.

Günlük hesaplar ile bugünü kurtarma adına koskoca adamlar bir birlerine ağıza yakışmayan sinkaf sözler, argoda bile kullanırken utanç duyulan sözler ile yapılan hitaplar, gerçekten siyaseti değersizleştiriyor.

Şeref-şerefsiz, haysiyet-haysiyetsiz, ahlaklı-ahlaksız, dürüst-sahtekâr, doğru-yalancı vb. gibi toplumun değer yüklediği kavramlar sular seller gibi koca koca insanların ağzında meydanlarda nutuklarda birbirlerine atfediliyor.

Bu öfkeli, bu şirazesinden çıkan ve toplumu bloklara ayırıp patlamaya hazır kitlelere dönüştüren yaklaşım iyi niyetli bir çalışma değildir. Biriken öfkenin boşaltılması art niyetli insanların provokasyonu ile toplumsal olaylara dönüşebilir.

Seçmen kitlelerini dinamik tutma adına ve belli bir yapı içinde pekiştirmek için kullanılan politik maniveladan doğru sonuçlar çıkmaz. Siyaset güvenilmez bir yalan makinasına dönüştü. Ve bu seçimlerde halk artık kimseye inanmıyor.

Çalışma hayatı için kullanılan “İş körlüğü” sendromunu ben politik körlük olarak kullanacağım.  Yıllarca karizmatik liderlik üzerinden seçmeni kontrol eden yapı, siyasette eski etkisini kaybetmiş, hep aynı metot ve yöntemler ile siyaseti şekillendirmenin artık toplumda bir karşılığının olmadığını, kendi seçmenlerini dahi etkilemediğini göremiyorlar.

Çok tekrar usandırdı. Anadolu’da çok yalan söyleyen insanlar için kullanılan “İt osurdukça yalan söylüyor”  tabiri, artık siyasetçiler için kullanılır hale geldi. Hiç gerek yoktu. Bu kadar küçülme insana yakışmıyor.  Seçimleri kazanmak dünya için yeni bir başlangıç olmadığı gibi kaybetme de dünyanın sonu da değil.

Teyo dayı köy kahvesinde köyün gençlerinden Hıdo’yu (Hıdır) almış kahvede kumar oynuyorlar.

Hıdır’ı çaktırmadan yerden taş çalarken gören Teyo dayı eline vurup suçüstü yapınca,

-Neğdiyorsun ulan! Ayıp değil mi?

-Heç bişey Teyo dayı, kızma aha yerdeki taşlar da senin olsun!

-Utanmıyor musun taş çalmaya ula Hıdo?

-Kumar oynuyoruk, ibadet etmiyoruk ya Teyo dayı, diyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin