KERKÜKLÜLER-YALNIZ BIRAKILMIŞ TÜRKLER

0

(Şemsettin Kuzei’nin “Kerkük Soykırımı” kitabı Kerküklülere konulmuş anıttır)

Küzeci Ş. Kerkük katliamları (Irak Türklerinin uğradığı katliamlar. 1920-2003) – Ankara, Tenko ED yayınları, 2004. 487 s.

Azerbaycan Türklerinin büyük filozofu Asif Ata’nın böyle bir fikri var: “Vatan için yaşamak, Vatan için ölmekten zordur!”
Yaşamak hem de yaratmaktır.
Biz “kurban olayım” diyoruz, ama kurbanlıkta çoğalmak yoktur.
Kurbanlık feda olmaktır, hiçbir şey vermeden hiçbir şey olmak.
Kerkük’ün bu gününde yaşamak ve onun yaşaması için ne ise yapmak kendisi fedakarlıktır.
Bugün açıkça Kerkük felaketi var.
Hangi Türk düşünürse ki, Karabağ sorunu Azerbaycan içindir, o köklü şekilde yanlış düşünüyor. Azerbaycanlılar Karabağ’da yalnızca Ermeni ile savaşmadılar tüm dünya bize karşı oldu.
Bugün Türk’ün Güney Azerbaycan sorunu var ki, parçalanması ile Karabağ işgali başlamıştır. Bütünleşmesi ile de bu liyakatsiz esaretten kurtaracağız.
Bugün, Ruslaşmış Orta Asya, kimliğinden ayrılmış, hafızasındakileri unutmaya mecbur edilmiş Sibirya, Altay Türkleri var… “Var” söylemekle derin inancımıza dayanıyor, aslında “var olmak” kendine hakim olmak demektir. Herhalde milletin kendi dilinde konuşabilmemesi, doğal dilin kelimelerini anlamaması varlıktan nişan vermiyor. Hep uyanış var desek de psikikolojimizde olan yabancılaşma felaketinden kurtulamıyoruz. Bu arada kısa bir özet yapmak istiyorum. 2004 30 Aralık profesör Elçin İskenderzade Bakü’deki “Anar Restoranı’nda” Dünya Azerbaycanlıları’nın Dayanışma Günü ile ilgili olarak etkinlik düzenlemişti. Burda sadece Azerbaycan’da yaşayan Azerbaycanlılar değil, aynı zamanda İngiltere’de yaşayan Kerküklü müzisyen Seyfettin Çakmakçı, Kırgızistan Cumhuriyeti Yazarlar Birliği Başkanı, halk şairi Nadir bey Alimbeyov ve diğer aydınlı misafirler toplanmıştı. Kırgız misafirimiz ödül sunan yazar Anar Azerbaycan dilinde meclisi selamlayan sonra, herkesin anlaması için “ben Ana dilinde anlatacağım” dedi. Bu şakayla söylenmiş cümleydi, aslında bütün espriler, komediler olayın kendi mahiyetine ulaşamamasından meydana çıkıyor. Anar hoca Rusça konuştu ve meclisteki Türkler de birbirini anladılar.
Modern Türklerin bir felaketi de iki Türk aydınının birbiriyle ortak dil olarak Rusça konuşması değil mi?
Azerbaycanlıların okuyup anlaması için N.Alimbey’in şiir kitabı Rusça’dan Azerbaycan diline çevrilmiştir. Ben bu kitabı okurken buradaki eski Kırgız destanı “Manas” ın, ortaklı Türk abidesi, aksakallık sembolü olan “Kitab-ı Dede Korkut” un günümüzde izini gördüğümden ruhum dile geldi, elime kalem alıp kitaba “Çiçekleri İncitmeyin” adlı bir yorum yazdım. Azerbaycan dilinde yazdığım yorumu Kırgızlar’ın da okuyup anlaması için Rusçaya Gürcistanlı arkadaşım Anna Bartkulaşvili çevirdi.
“Azerbaycan, Kırgız, Türkmen, Kazak hepsi bir boydandır” diyen ünlü şarkının sözlerinde olduğu gibi, hem de yüreğimizi heyecana getiren şarkının sözlerinden… Boyun temel belirtisi dilse, o zaman vay bu günümüzün haline ki, yabancı dilde birbirimizle anlaşıyoruz.
Bugünkü Türklerin maalesef sayısı görünür ama boyu, birliği yok.
Felaketimizin çok nedenleri var, açıkça sayarsak, makalemizi ağlaşma üzerinde kurmuş oluruz, açmasak da, büyük bir düğüm olup içimizi acıtacak. Öyle dememek için ise, konuşmak iyidir, belki söylemekle çıkış yolunu buluruz. Belkiden uzak, öyle inanalım ki, doğruyu o zaman bulabilelim.
Türk felaketinin bir nedeni de Türk’ün kendisinden doğuyor. Türk kurnazlık bilmez. Siyasi dünya kurnazların meydanıdır, orda tekyüzlülüğe yer yoktur, Türk’se ta eskiden, temelden tek yüzlüdür.
Tarihimizi biliyoruz ve bildiğimizi yarınımıza uygulamalıyız, fakat felaketli bugün üzerinde yarını kurmak girişimi saçma.
Türk yarının kurmalıdır. Türk birliği temelinde, onun yolunu Asif Ata şöyle yol göstermiştir: Turancılık fikirde değil, amelde gerçekleşmelidir. Yirminci yüzyılın başlarında bazı Türkçülerimiz’in arzusunda olduğu gibi, arazi Turancılığı gerçekleşemez, bu saçmadır. Dünyaya cevap vermek için sadece ve sadece “Türk Birliği” gerekiyor. Bunu Asif Ata aşağıdaki dörtlü bazında görüyordu:
1. Askeri
2. Siyasi
3. Ekonomik
4. Kültürel
Ne Batı’nın yarattığı Avrupa toplulukları, ne de Doğu’nun birlik arzusu ile yarattığı İslam Ülkeleri Birlikleri Türk için bir gün ağlamadı, aksi takdirde bugün Kerküklüler doğulu olan Arapların yanında kendilerini yalnız hissediyor olmazlardı.
Türk’ün yeri doğu, ama modern dünyanın doğu köşesinde de maalesef Türk yalnızdır. Herhalde Türk’ün korkusundan yapılmış Çin duvarını modern Çinliler unutmak ne kelime, aksine gözdağı gibi korumuşlar, muhtemelen daha da koruyacaklardır.
Ben Türk’ü ne doğuya, ne de doğunun Türk’e düşman şeklinde göstermek niyetinde değilim, sadece tüm dünyanın bir havaya, Amerikan havasına oynadığını idrak etmek gerek.
Türk hangi “topluluklara” girse, orda kendi yalnızlığını görecek. Buna birinci ve esas neden dünyanın Türk kılıcının gücünü unutmamasıdır.
Biz Türkler psikolojik açıdan kimsenin hafızasından zorla ne geçmişini silebiliriz, ne de ona unut komutu verebiliriz. Ne de geçmişimize yansımış tarih kitaplarını sayfa sayfa çevirip şan şöhret arayamayız. Doğru, tarihini bilmek insana gurur veriyor, ama unutmayalım ki, Türk bu zaferleri kılıçla kazanmıştır, asıl erkeklik meydanı olan yüz yüze savaşta. Türk o zaman yenilmeye başladı ki, ateşli silah meydana çıktı. Çünkü, silah yüz yüze savaş gerektirmiyordu. Güçsüzün güçlüyü, zayıfın yiğidi öldürmesi mümkün olduğu halde meydana gerek kalmadı, Türk ise geçmişinde meydanı seven olmuştur.
Modern Kerküklüler açık savaş meydanındadırlar.
Modern Kerküklüler, dünyada yalnız bırakılmış Türklerin, doğuda doğulular elinde ezilmesinin en uygun örneğidir.
Türk’ün Türk’e sevgisi bütün olursa Türk Birliği oluşacaktır.
Şemsettin Kuzeci’nin “Kerkük soykırımları” kitabı türkün sadece cisminin, maddi kültür abidelerinin yok edilmesi değil, Türk maneviyatının esir olmasının kanıtıdır.
Düşmanlığa nefretimiz bütün olmalıdır.
Türk kendi iradesini ortaya koymalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin