Metin KABAKCI’dan: “Menkıbe” Cenazemi sen kıldır!

0

Abdullah el Yuneyni hazretleri “Rahmetullahi Aleyh” bir Cuma sabahı, Cuma namazı için gusül abdesti aldı. Cumayı kıldırdı. Sonra müezzini çağırıp;  -Sen cenaze hizmetini bilir misin, diye sordu?  -Biraz bilirim efendim. -Çok iyi. Yarın vefat edersem, cenaze hizmetimi sen yaparsın. -Estagfirullah hocam. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. -Bu bizim elimizde değil. Olacak olur. -Efendim, biz hepimiz sizin hizmetindeyiz, şereftir bizim için. -Sağol evladım, dedi ve camiden ayrılıp bir ağacın altına talebelerini topladı.

Beni şurada defnedin!

Uzun sohbetten sonra;
-Vefat edersem, beni şu oturduğumuz yere defnediniz, buyurdu. Ertesi gün, sabah namazını kıldırdı. Sonra kıbleye dönüp, başını önüne eğdi. Cemaat kalkmasını bekliyorlardı. Ancak uzun müddet o halde kalınca şüphelendiler. Yanına gittiklerinde vefat etmişti. Müezzin, göz yaşları içinde yaptı cenaze hizmetini. Kabrini, bir gün evvel gösterdiği  tam o ağacın altına kazdılar.

Vermeye alışın!

Bu zat, bir sohbetinde; -Kardeşlerim, kendinizi vermeye alıştırın, buyurdu. Çünkü bize kalacak olan verdiğimizdir. Sonra şunları anlattı onlara: Bir kurban bayramı günü, Resulullah efendimiz “aleyhisselam” dışardan eve gelip, Aişe validemize; –Kurban etini ne yaptın, diye sordular? Hazret-i Aişe radıyallahü anha; -Hepsini dağıttım, iki kürek bize kaldı, diye arzetti. Bunun üzerine Efendimiz “aleyhisselam”: –Öyleyse iki kürek hariç, hepsi bize kaldı buyurdular.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin