Metin KABAKCI’dan: Mısır Kraliçesi Güzel Nefertiti -1-

0

Adı ölümünden binlerce yıl sonra bile güzelliğe eş sayılan bir kraliçenin, hüzünlü öyküsü… Nefertiti ( M.Ö. 1370 – 1330 ), yaşamış bir Mısır kraliçesi olup , Firavun Akhenaton’un eşidir.
Eski Mısır tarihine ait bütün kitaplar, onun dillere destan güzelliğinden bahseder. Adı; “güzellik geliyor,” “güzel olan” ya da “güzelden gelen” anlamlarına geliyor. Kimi kaynaklarda Nefertiti’nin asıl adı nın Tadukhepa olduğu, ünlü güzelliğinden dolayı Nefertiti ismiyle anıldığı ifade ediliyor.Kraliçe Nefertiti’nin, nerden geldiği ve
kökeni tam olarak bilinmemekte olup bununla ilgili, çeşitli varsayımlar vardır.

Bunlardan en kabul göreni; Firavunların üç nesilden beri dost ülkelerle iyi ilişkilerini sürdürmek için onların prenseslerini alma alışkanlığı edindikleri XVlll. sülale zamanına götürüyor bizi. Mezopotamya ile Kafkaslar arasında bulunan Mitanni de bu dost ülkelerden biriydi. Kralın da güzel bir kızı vardı, elleri şifa dağıtan farklı bir kız. Akhenaton’un babası firavun III. Amonhotep hastaydı ve Mitanni Kralıda tedavi amacıyla güzel kızı Tadupika’yı Mısır’a yolladı. Tadupika, firavunu tüm dertlerinden kurtarması için tanrıça İştar heykelciğini de yanına alarak 15 yaşında geliyor Mısır’a. İşte o zamanlar Mısır dilinde “güzel geldi” anlamında , Nefertiti diye anıldı ve tarihe de öyle geçti. Kesin olan tek şey onun Akhenaton ile evlendiği ve firavun üzerinde büyük bir etkiye sahip olarak onun yanında hatta bir rivayete göre ondan sonra da hüküm sürdüğü… Ne gariptir ki genç yaşlarda evlendirilen bu çift, hiç de küçük düşünmüyorlar ve belki de gelecekteki dinlerin de temelini atarak güneşin simgelediği ve tüm insanların eşit yaşama haklarına sahip olduğu tek tanrılı bir dinin temellerini atıyorlar.

Nefertiti’nin Güzelliği

Nefertiti’yi bu kadar ünlü yapan yanı sahip olduğu büyük siyasi güç değil. Onu bugün bile bilinir, anılır, yapan ayrıntı; GÜZELLİĞİDİR.

NEFERTİTİ… ‘’Saçları siyah, gözleri koyu renk, ufak tefek ve bronz tenliydi. Elmacık kemikleri avuç içine alınabilecek kadar belirgindi. Kraliçelerin bile gözlerini alamayacağı kadar güzeldi; iyi bir eğitim almış, kendini son derece geliştirmişti. Bir Mitanni kralının kızıydı o. Bakanların hem korku, hem de kıskançlık duyduğu bir kadındı. İnsanları büyüleyen, büyüleyemediklerini de zekâsıyla kolayca alt edebilen birisiydi. Amacı, insanların lideri olmak, ölümsüzleşmek ve tarihe geçmekti. Sonsuzluğun peşindeydi. Kusursuz bir gülüşü vardı. “Kadınlığını” kullanmayı biliyor ve bu nedenle kısık sesle konuşuyordu erkeklerle. Böylece onu duyabilmek için eğiliyorlardı. Gülüşünü idareli kullanıyor, gülümsediği anda da erkekler kendilerini onun ışığında yıkanmış gibi hissediyorlardı.

Politikti yaşama bakışı. Bir tanrıyla evlenip tanrıça olmak peşindeydi. Daha da ötesini istiyordu aslında. “Tanrılar kendilerine yetiştiğim için beni cezalandıracaklar mı” diyebilecek kadar ötesini… Ölümü göze alabilecek kadar cesurdu aynı zamanda. Kurnazdı ve kontrol edilemez bir gücü vardı. Vahşi bir özgüven sahibiydi.’’
Geçmişe eğildiğimizde Nefertiti’nin hem güzelliği hem de reformcu kişiliği ile nasıl Batı’yı etkilediğini görüyoruz! Zaman zaman sergilerle belgesellerle ve perdeye aksedecek olan yaşam öyküsüyle karşımıza çıkan bu reformcu kraliçenin yaşamı hala sırlarla dolu.

Haftaya sizinle Mısır Kraliçesi Güzel Nefertiti’nin büstü isimli yazımı paylaşacağım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin