METİN KABAKCI’DAN “VARAKA İLE GÜLŞAH HİKÂYESİ”

0

Çin’de yaşayan iki kardeşin çocukları olmadığı için acı çekmektedirler. Bunların derdini anlayan bir derviş, koynundan çıkardığı elmayı kardeşler arasında paylaştırır ve hanımlarıyla birlikte yemelerini söyler. Dervişten ayrılan iki kardeş evlerine dönerler ve onun isteklerini yerine getirirler. Daha sonra da aralarında anlaşarak çocuklarının kız ve erkek olmaları halinde birbiriyle evlenmelerine karar verirler.  

Zamanı gelince biri kız diğeri erkek iki çocuk dünyaya gelir Gülşah ve Varaka adları verilen bu iki çocuk birbirlerine kardeş bilmekte ve öğrenimlerini bir arada sürdürmektedirler. Ancak süt ninelerinin; “Siz kardeş değilsiniz.” demesi üzerine birbirlerine ilgi duymaya başlarlar. Bu arada Varaka’nın babası ölür, ardından da serseri takımı Varaka’nın başına toplanarak, kısa zamanda bütün mal varlığını bitirirler. Bu esnada lalası Çelebi ile gül bahçesini gezen Varaka orada amcasının kızı Gülşah’la karşılaşır. Gülşah’la Varaka’ya doğru yola gelmesini, aksi takdirde babasının evliliğe razı olmayacağını söyler.

Bunun üzerine serseri takımından ayrılan Varaka çok geçmeden de Gülşah’la evlenmek ister. Bu arada maddi durumunu da düzelten Varaka, Gülşah’ı annesinden istetir. Ancak annesinin zamanında gelmemesi üzerine Varaka sahralara düşer. Yolun üzerinde bir pirle karşılaşan Varaka, ondan çeşitli hünerler öğrenir.

Diğer taraftan Gülşah da Varaka’yı merak etmektedir. Süt nenesini Varaka’ya göndereceği sırada Varaka, hediyelerle sevgilisinin yanına gelir. Bu arada sık sık pirin yanına giden Varaka, güreş imtihanında ona yenilince pir onun sırtını üç kez sıvazlar. Böylece Varaka’nın sırtı yere gelmeyecektir. Pirden güç ve hüner alan Varaka, Gülşah’ı istemek için amcasının huzuruna çıkar. Amcası da kızını verebileceğini ancak çeyiz olarak, bir deve yükü cevahir, bir deve yükü zerrab, bir deve yükü de altın ister.

Bu kadar varlığı olmayan Varaka ve annesi kızın babasından kırk gün izin isterler. Varaka’nın dedesi (annesinin babası) Kûh-ı Billûr padişahıdır ve ölünce onun yerine dayısı padişah olmuştur. Varaka’nın annesi bir mektup yazarak Kûh-ı Billûr’a gönderir Lala, yoldayken Gülşah, istenilen çeyiz miktarını duyunca çok üzülür.

Lala kırk gün içinde dönmediği için Varaka ikinci bir defa kırk gün izin alarak Kûh-ı Billûr’a gider. Yolculuğunun on birinci günü Kûh-ı Billûr’a varan Varaka, kale çevresinde devam eden bir cenge tesadüf eder. Kementle kale içerisine alınan Varaka, padişahın huzuruna çıkar. Sabah olunca da padişahtan habersiz düşmana saldıran Varaka, onları perişan eder ve sonunda savaşı kazanır. Ancak düşman, hile ile onu bir çukura düşürüp krallarının huzuruna çıkarırlar. Ardından da Varaka öldürülmesi için cellatlara teslim edilir. Bir dağ başına giden cellat ile Varaka, çok geçmeden birbiriyle tanışırlar Çünkü cellat Varaka’nın lalasıdır. İki hasret birbirine başlarından geçeni hikaye ederler. Düşman askerlerini sarhoş eden iki arkadaş , bir süre sonra düşmanı da mağlup ederek. Kûh-ı Billûr Padişahı’nın huzuruna çıkarlar. Başlarından geçeni anlatıp çeyizi de alan iki arkadaş çok geçmeden de yol hazırlığına başlarlar. Ancak bu arada Gülşah sararıp sormaktadır. Çünkü kızın ününü duyan Bağdat Padişahı,Gülşah’ı babasından istemiş, o da vermiştir.

Memleketine gelen Varaka, sevgilisinin öldüğü yolundaki haber ve yalancıktan yapılan türbe ile karşılaşınca şaşırır. Fakat çok geçmeden gerçek ortaya çıkar ve Varaka, Bağdat’a doğru yola koyulur. Yolda haramileri yenen Varaka’yı Bağdat Padişahı görerek kimliğini bilmeden sarayına alır. Nişan yüzüğü sayesinde birbirinden haberdar olan Varaka ile Gülşah, buluşup söyleşirler. Ancak günün birinde padişah bunları kendi aralarında konuşurken dinler, sonra da durumu öğrenir ve iki o âşığı kavuşturarak memleketlerine gönderir. Yolda iki rekat namaz kılan Varaka, Allah’a dua ettikten sonra ruhunu teslim eder, onlara daha fazla dayanamayan Gülşah da kendisini hançerle öldürür.

 

Haftaya sizinle Asuman ile Zeycan Hikayesi’ni paylaşacağım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin