MİLLET ŞUURU GÜÇTÜR

0

Türkiye son yıllarda biz şuuruna gittikçe daha fazla ihtiyaç duyuyor. 20. Yüzyılın başlarında çözülme ve çökme tehlikesi içindeki Osmanlı toplumunu bir arada tutacak bir güç aranıyordu. Bu konuda üç fikir akımı ortaya çıktı: Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük.

Meşrutiyet döneminin Üç Tarz-ı Siyaset’i çağın en büyük gücü millet olma bilincini aradılar. Osmanlı milleti veya İslam milleti tanımlaması Osmanlı toplumunu bir arada tutmaya gücü yetmedi. Osmanlıyı oluşturan farklı milletlere mensup olan gruplar bir bir ayrılma yoluna gittiler. Ortak bir millet şuuru yakalayamadılar. Toplumu bir arada tutmaya güçleri yetmedi.

Osmanlıdan geriye olgusal olarak farklı milletler kaldı. Türkler imparatorluğun çekirdeğini oluşturan grup olarak, uzun süre millet şuurunu öne çıkartmadılar. Gelişen olaylar Türkleri de milliyetçilik yapmaya mecbur bıraktı. Tarihi süreçte Türk olma bilinci asıl güç merkezi olarak kabul gördü. Çağın hakikati de burada düğümlenmişti.

Dünyada millet gerçekliğine dayalı yeni siyasal örgütlenmeler öne çıkmıştı. Ulus Devlet olarak dilimize yerleşen bu yapılar aynı zamanda yeni değerler ve sistemler kattı dünyamıza. Modernleşme olarak adlandırılan bu süreçte dünyada çok önemli değişimler yaşandı. Biz de bu modernleşme sürecini yakalamaya çalıştık ve hâlâ çalışıyoruz. Demokrasi bu sürecin bir ürünü ve biz de bu ürünü kullanmak istiyoruz. Fakat demokrasi tecrübemiz aksaklıklar ile ilerliyor.

Demokrasiyi destekleyecek kültürel alt yapıyı kurmadan yürütmek çok zor. Sıklıkla biz şuurunu zedeleyecek kamplaşmalara sebep olması bile ciddi bir problem. Hâlbuki biz bir milletiz ve biz şuurumuz yüksek olduğu oranda güçlü oluruz. Güçlü olduğumuz oranda önce milletimize mensup soydaşlarımıza, sonra çevremizdeki mazlum halklara desteğimiz olur. Küreselleşen dünyada buna o kadar çok ihtiyaç var ki…

Haziran ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi demokrasi tarihimizin önemli bir noktası. Türkiye, tıpkı Osmanlının son dönemindeki gibi milliyetçi olmaktan başka çıkar yol olmadığını görmeye başladı. Gerçeklerden uzak hayalperest politikalar Türkiye’ye ve Türklere çok şey kaybettiriyor.

Türkiye artık Türklük hakikati üzerine politikalar geliştirmeli. Bunu bütün siyasi gruplar temele almalı. Bütün toplumsal grupların mutabakatıyla devletin uzun süreçli temel politikaları buna göre şekillenmeli. Artık Türkiye yeni kızıl elmasını hedefe koyarak dünya Türklüğünün birliğinden ortaya çıkacak güce odaklanmalıdır.

Geçen ay Cumhurbaşkanımızın Özbekistan ziyareti Türklerin birliğinin ne kadar büyük bir güç oluşturacağını hepimize tekrar hatırlattı. Yüz yıldır Türkçü aydınların derdi ve davası bir kor gibi yanmaya devam ediyor. Bu kor biraz daha güçlendirilmeli. Biz şuurunun gücünü o zaman bütün dünya hissedecektir.

Çin esaretinde zulüm gören Uygur Türkleri, Irak ve Suriye’de garip kalan Türkmenler, Rusların oyunlarından harap olan Kırım Türkleri bu gücü yanlarında görmek istiyorlar. Bu onların en tabii hakları. Türkçülük dünya üzerindeki Türklerin haklarını savunmayı gerektirir. Bunun için biz şuuruna sahip bir toplum ve güçlü bir devlete ihtiyacımız var. Bütün çalışmalarımızın odak noktası burası olmalı.

Biz şuuru millet olmayı merkeze alırsa büyük bir güç oluşur. Bu gücü desteklemek için stratejik politikalara ihtiyaç vardır. Devletin temel siyaseti bunun üzerine kurulmalıdır. Uluslar arası ilişkiler ve küresel oyunlar ancak bunun gücüyle yönetilebilir. Son yıllarda dünyada meydana gelen olaylar bizim etrafımızda gelişmekte olmasına rağmen savrulmalar yaşadığımız ortadadır. Günübirlik kararlar, duygusal tepkiler, istikrarlı ve tutarlı olmayan politikalar gücümüzü zayıflatmaktadır.

Suriye ve Irak’taki meydana gelen olaylarda sergilediğimiz ikircikli politikalar, bölgedeki Türklere ve Türkiye’ye istenen faydayı sağlayamamıştır. Son aylarda Türklerin ata toprakları Türkistan bölgesinden gelen haberler son derece üzücüdür. Türkistan’ın doğu kısmını oluşturan Uygur Türkleri Çin tarafından yok edilme (soykırım) politikasına tabi tutulmaktadır. Burada yaşayan Türkler baskı altında kimliklerini kaybetme tehlikesi altındadır.

Türkiye biz şuurunu sağlayamadığı ve temel politikalar oluşturamadığı için soydaşlarının dertlerine kayıtsız kalmaktadır. Doğu Türkistan özelinde, büyüyen Çin ekonomisinin etkisiyle adeta Uygur soydaşlarına ihanet etme konumuna düşmektedir. Hâlbuki temel politikası Türklük üzerine kurulu bir Türkiye’nin gücü bütün devletler üzerinde etkili olacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin