Okumaya doyamayacaksınız! “DERDİYOK İLE ZÜLFİSİYAH HİKÂYESİ”

0

Acem diyarında Horasan şehrinde İsmail Şah adında bir padişah vardır. Bu padişahın da Mahmut ve Muhammed adında iki bezirganı bulunmaktadır.

Bir gün İsmail Şah, Yemen Padişahı’na savaş açmak ister. Ancak savaş için hazinede yeterli para yoktur. Bunun üzerine Padişah bezirganlarından ödünç para ister. Bezirganlardan para alamayan Padişah, onların öldürülmesini bütün mallarına el konulmasını talep eder. Onların çocukları Recep ve Abdurrahman da sokağa terk edilir.  Çocuklar, şahın kendilerini öldüreceği korkusuyla bir gece Isfahan şehrine kaçarlar.

Isfahan şehrinde kahvecilik yapan Ali Ağa bunları yanına alıp misafir eder. Daha sonra da bunlardan birini helvacı’ya, diğerin de terziye çırak olarak verir. Bunlar altı ay sonra kalfa olurlar. Bir yıl sonunda da usta olup dükkan açarlar.

Bir gün Ali Ağa, hanımından delikanlılara birer kız bulmasını ister. Bir süre sonra aranan kızlar bulunur ve bunlar evlendirilir.  Vakti gelince Abdurrahman’ın bir oğlu, Recep’in ise bir kızı dünyaya gelir. Ali Ağa oğluna Derdiyok, kıza Zülfisiyah adlarını verir. Çocuklar beş yaşına gelince hocaya verilir. On beş yaşına kadar ilim tahsil ederler.

Recep’in hanımı günün birinde kızın yanına alarak Abdurrahman’ın evine misafirliğe gider.  Derdiyok’u gören  Zülfisiyah düşüp bayılır aynı hal Derdiyok’un başına da gelir.

Akşam eve gelen Baba Derdiyok’un halini görünce hanımına eve kimin geldiğini sorar. Hanımı da Zülfisiyah ve annesinin geldiğini söyler.

Günden güne sararıp solan Derdiyok bir çare bulmak için babası onu Ali Ağa’nın kahvesine götürür.  Orada Derdiyok merakla sazın tellerine dokununca saz sahibi onu azarlar.  Kahvede duramayan Derdiyok bir mescide gider ve abdest alır  Daha sonra da iki rekat namaz kılar.  Namazdan sonra:  “Ya Rabbi ya bana şairlik ver, ya da bu bedenden emanetini al” diye dua eder. Duası kabul olunan Derdiyok’u  gaflet uykusu basar ve orada uyuyup kalır.

Uykusunda pir elinden bade içen Derdiyok uyandığında kendine bir hal olduğunu anlar. Derdiyok tekrar kahveye gelir. Ali Ağa bir yerde duran sazı ister. Sazı alan Derdiyok çalıp söylemeye başlar. Oradaki şairler Derdiyok’a hayran kalırlar ve onlardan birisi armağan olarak sazını ona hediye eder.

Zülfisiyah da Derdiyok’un aşkıyla günden güne sararıp solmaktadır. Bir cuma gecesi Zülfisiyah abdest alıp iki rekat hacet namazı kılar ve: “İlahi Yarabbi sen beni sevdiğime kavuştur.”diye dua ederek orada uyur. Uykusunda kırklar elinden bade içen Zülfisiyah uykudan uyandığında çalıp söylemeye başlar.
Bir müddet sonra Ali Ağa, oraya giderek kızla oğlanı nişanlar. Nişandan kısa bir süre sonra Derdiyok’un babası ölür.  Bir yandan babasının ölümü, diğer yandan aşk derdi Derdiyok’u perişan eder.  Derdiyok da Ali Ağa’nın kahvesinde saz çalıp söylemeye devam eder .  Bir gün Derdiyok kahvede çalıp söylerken Züisiyahın babası kızının adının şiirlerde geçtiğini işitince kızar.Daha sonra da Recep, konuyu namus meselesi yaparak kızını Derdiyok’a vermekten vazgeçer.

Ali Ağa, Recep’i ikna etmek için çok çaba harcar, ancak başarılı olamaz. Evini ve dükkanını satan Recep, Keşan’a göçer. Zülfisiyah yazdığı bir mektubu kocakarıya verir ve onu Derdiyok’a ulaştirmasını söyler. Nameyi okuyan Derdiyok annesiyle helalleşerek Keşan’a doğru yola çıkar.

Recep,  hanımı ve kızı ile Keşan’a varırlar ve mahalle muhtarı ve imamı bulup onlardan ev ister. Onlar da Vali’den izin almadan ev veremeyeceklerini söylerler. Recep de Keşan Valisi Seyyit Han’ ın yanına gidip başından geçenleri hikaye eder.

Bu arada Derdiyok da Keşan’a ulaşır ve Zülfisiyah’la görüşüp hasret giderir. Karşılıklı saz çalıp söylemeye başlarlar.

Recep yanındaki askerlerle hanımı ve kızını almak için çadıra gittiğinde Derdiyok’ugörür. Ondan şikayetçi olan Recep Derdiyok’u  Seyit  Han’nın huzuruna çıkartır. Seyit Han, Derdiyok’u zindana attırır.

Recep, hanımı ve kızını yanına alarak Giremşan şehrine gitmeye karar verir. Zülfisiyah bir name yazarak oradaki Kocakarı’ya verir ve zindandaki Derdiyok’a  ulaştırmasını ister.

Derdiyok, başından geçenleri zindancıya anlatınca zindancı ona yardım etmek ister. Zülfisiyah’ın oturduğu mahalleye giden zindancı Kocakarı’da bulunan nameyi Derdiyok’a getirir. Daha sonra zindancı, Seyid Han’a anlatır. Seyid Han Derdiyok’u huzuruna çağırtır ve ondan af dilerm Seyid Han, Derdiyok’a, silah ve para vererek Giremşan şehrine gitmesine yardım eder.

Recep , Derdiyok’un peşlerinden geleceğinden şüphelenerek Buhara’ya gitmeye karar verirm Derdiyok Giremşan şehrine varır. Burada bir kahveye gider. Bu kahvede bütün aşıkları yenen bir aşıkla karşılaşır ve onu  yener.  Kahvede bulunan aşıklar Zülfisiyah’ı bulmak için şehri altüst ederler, ancak sil Zülfisiyah’a bir türlü ulaşamazlar.

Zülfisiyah, sevdiğinin Giremşan  şehrinde değil de Buhara’da olduğunu öğrenince üzülür.  Bu arada Derdiyok da rüyasında sevdiğinin Buhara’da olduğunu görür.

Bunun üzerine Derdiyok Buhara’ya doğru yola çıkar. Yolda Derdiyok açlık ve susuzluk çeker. Ancak Hak Taala’ya ettiği dua kabul olur ve karşısında bir pir çıkar ve pirin yardımı ile kısa sürede gideceği yere ulaşır.

Pir, ona kendisinin başından geçenleri anlatır. Pir Derdiyok’a gidip onları Eyüp Şah’a anlatmasını söyler ve kaybolur. Derdiyok, Pirin dediğini yaparak hem Zülfisiyah’a hem de dedesinin malına kavuşur. Horasan’dan İsfahan’a dönen Derdiyok ile Zülfisiyah üç gün dinlendikten sonra kırk gün kırk gece süren bir düğün yaparlar.

Haftaya sizinle Varaka ile Gülşah Hikâyesi’ni paylaşacağım.



CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin