Sacit HOCAOĞLU’ndan: “Kısa Kıssa” Ortak Akıl -41-

0

Yumurtadan çıkan kaplumbağaların hiçbir öğreten olmadığı halde denize doğru yönelmelerinin doğallığı bizi nasıl şaşırtmıyorsa, insan da evren ve evrendeki bütün varlıklar ve olayların içyüzünü kavrayacak bir potansiyelle yaratıldığına şaşmamak gerekir.
Vahiy alan peygamberlere bile AKIL yürütme yoluyla tavsiyede bulduran âyetlerin varlığı bu durumu bize öğretmektedir.
Kur’an’da İbrahim’in akıl yürütmesi, hem aklın hem de duyu verilerinin kullanılarak varlığın gerçekliğine ilişkin sonuçlar elde edilmesinin hem yöntem örneği ve hem de teşvikidir.
İnsan, vahye kulak kabartsa ya da aklını kullansa yanlışa sürüklenmez. Âyetin ifade ettiği gibi:
Kur’an “dinlesek ya da akletseydik, şimdi bu azapta olamazdık.” (Mülk:10)
İnsan aklına en yoğun vurgunun yapıldığı dönem, aydınlanma dönemidir. Akl’a vurgu, aynı zamanda insan doğasına vurgudur.
Din alanında doğru bilginin ölçütü Kur’an ve akıl’dır ; birşey akla ve vahye aykırı ise hangi kaynakta olursa, sadece malûmattan ibarettir.
(Kaynak: Şaban Ali Düzgün “Dini Anlama Kılavuzu” eseri)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin