Sacit HOCAOĞLU’ndan: “Kısa Kıssa” Keramet -3-

0

ORTAK AKIL -2-
Kur’an’da bize ” müslüman” adı verilip, hiziplere ayrılmamız yerilirken:
Hanefi, Malikî, Şafiî, Hanbeli gibi isimler vermeyi, bu mezheplerin ayrı helal, ayrı haram ve ayrı farzlarını kabullenmeyi ve herbirinin farklı uygulamalara sahip olan apayrı mezheplerin herbirisinin de İslam’a tam olarak uygun olduğunu, kendi aralarında çelişkilerine ve Kur’an’a aykırılıklarına rağmen hepsinin de doğru olduğunu nasıl kabul edebiliriz?
Örneğin:
– Hanefi mezhebine göre namaz kılmayan dövülür.
– Hambeli, Şafiî ve Maliki’lerde ise öldürülür.
Oysa, ayrılıkta hayır gören zihniyete göre Allah, ahirette müslümanları mezheplerine göre ayıracak, Hanefi ise “Sen Hanefi’ydin, dövdün doğru yaptın,” Şafiî ise “Sen Şafiî’ydin öldürmeliydin, öldürüp doğru yaptın” diyecektir!
– Namaz kılmayanı eğer Hanefi biri öldürürse katil olup, Cehennemlik bir fiil yapacaktır.
– Namaz kılmayanı öldüren Şafiî, Allah’ın hükmünü yerine getirdiği için Cennetlik bir fiil yapmış olacaktır!..
Yani aynı fiili yapan iki kişiden biri Cehennemlik, diğeri ise Cennetlik mi olacaktır ?
Bu mezheplere şu soru sorulmalıdır: AKLI kullanmak yerine taklitçiliği esas alan, “Kur’an’ı herkes anlayamaz, bazı seçkinler anlayıp, insanlara aktarır” diyenlerin insanları getirdiği nokta budur.
Allah dinini, yalnız bu mezhep imamlarının anlayacağı şekilde mi indirdi ki, insanların sadece “hak” olduğu söylenen bu 4 mezhebe uymaları mı bir zorunluluk oluyor?
(Kaynak: Kur’an Araştırmaları Grubu “Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din” kitabından)

KERAMET -3-
İlha, insanın tabiatına konan bir seziş gücüdür ve bütün insanlar için söz konusudur. Bunun velilik, kâmil insanlık alâmeti saymanın Kur’ansal hiç bir dayanağı yoktur.
– İlham, bilgi kaynağı olarak kabul edilemez,
– Peygamberler dışında hiç kimse harikalar gösteremez.
Kur’an “Allah, ilimden nasipsizlerin kalbine mühür basar.” (Rum:59)
Hayatları boyunca ilmi, “Şeytan ürünü” gören ve onu Allah’a gidişi engelleyen bir tür musibet gibi lanse eden tarikat tasavvufunun Allah’ın mühür bastığı kalpleri “hakiki bilginin kaynağı” olarak göstermesi, şeytanın bile iğreneceği bir sahtekârlık olarak önümüzde durmaktadır.
( Kaynak: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk “Akıl ve Kur’an Nasıl Dışlandı” kitabı)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin