Sacit HOCAOĞLU’ndan: “Kısa Kıssa” Keramet

0

KERAMET -4-
Ünlü hadisçi Tirmizi ” Hatm-ül Evliya” kitabında; “Bunlar bilmezler mi ki keramet Allah’ın kereminden, mucizeler ise kudretindendir. Zahir uleması keramet göstermekten ümitleri kesik olduğu için bu gerçeği itiraf etmektedir” diyor.
Bu sözler lâf cambazlığıdır. Ne demek, “velî” denen tiplere, kaderi değiştirmek dahil, mal edilen kerametlerin 1/10’i peygambere verilmemiştir. Bu mudur Allah’ın kudretinin eseri? Yani Allah, velî denilen birilerini peygamberlerin başbuğu yaparak onları cümle âlemin önünde rezil etmek mi istiyor? Çünkü Peygamberlerine mucize olarak verdikleri, velî denenlere keramet verdiklerinin yanında çok zavallı kalmaktadır.
Kerametin “gerekçeli düşünmeye” vurduğu darbe akılcılık veya aklî olmak veya aklı işletmek, bir anlamıyla da gerekçeli düşünmektedir.”
(Kaynak: Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk “Akıl ve Kur’an Nasıl Dışlandı” kitabı)

ORTAK AKIL -29-
İlkönce: Kur’an’ın özgür, onurlu ve saygın bir birey ve toplum yaratma ideali için insanlarla buluşturduğu mesaja kulak vermek.
İkinci olarak: İnsanın AKIL, sağduyu ve vicdanının kaynaklık ettiği bilgi ve eylemlere yaslanmak.
Kur’an:
– Aklın süzgecinden geçmeyen
– Muhakeme edilerek sahiplenilmeyen
Bir veriye “ZAN” adını vererek onu itibarsızlaştırmaktadır.
AKLINI kullanmayan insanların her türlü kaos ve bela ile karşılaşacağını söyleyen ilâhi mesaj (Yunus-100) tekil olarak her şahsî düşünceyi (içtihat) konusunda teşvik etmektedir.
Hint’li şair Tagore’a kulak vermek gerekebilir: “Her doğan çocuk, Tanrı’ nın insanlardan ümidini kesmediğinin bir işaretidir.”
(Kaynak: Şaban Ali Düzgün “Dini Anlama Kılavuzu “)

KERAMET -5-
Yine hadisçi Tirmizi kitabında, ” Bir şeyh, ne kadar ahmak ve cahil olursa Allah’ı bilme yeti ve gücü o denli yüksek olur” diyor.
İbn-i Teymiyye, Tirmizi’nin bu sözlerini şöyle çürütüyor “İbn-i Arabî ve benzeri keramet ve fesat ekipleri ise kendi kitaplarının Kur’an’dan üstün, kendilerinin de Hz.Muhammed’den üstün olduğunu öne sürüyorlar.
İlim eksildikçe kısmet türü hayal ve uydurmalar çoğalacağından bu çevreler ilimden koptukça KERAMET v.s. adıyla hayal ve halusinasyona teslim olmaya doğru yol aldılar.
Gökten kendilerine ışık görünmesi, Kadir gecesi gök kapılarının bunlara açılması v.s. hep bu türden halüsinasyonlardır.
İddialarını ilim dışı yollarla geçerli kılmak ve desteklemek için bir çok hikâye uydurdular.
Eski püskü yün giymeyi, başı sağa sola sallamayı, sendeleyip zıplamayı, ilim ve düşünceden önde göstermek için türlü oyunlar sergilediler. Bu hallerine karşı çıkan ilim adamlarını lâkayıtlık, ibadetsizlik v.s. ile suçlamak için iftiralar, yalanlar düzdüler. Kendi yollarını izleyenleri harikalar gösteren, duaları kabul olan, kalplerden geçenleri bilen, erişilmez kişiler olarak öne çıkardılar. (İbn’ül Cevzî ” Telbis-ül İbli” kitabından)
(Kaynak: Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk ” Akıl ve Kur’an Nasıl Dışlandı” adlı eserinden)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin