Sacit HOCAOĞLU’ndan: “Kısa Kıssa” Kıl ve sakala tapma

0

ORTAK AKIL -35-
Dinler tarihi, aklın ve geleneğin çarpışmasının örnekleriyle doludur. Her Peygamber kendi döneminin radikalidir, yani olayları kökten değiştirmeye kalkan kişidir. Peygamberler, Allah’tan aldıkları mesajı insanlara iletirler ve iman sahipleri, AKILLARI ve vicdanları aracılığıyla Allah’ın delillerini görerek, Allah’ın mesajlarına ve onları getiren peygamberler uyarlar.
Mesajı reddedenler için akıl, başvurulması gereken bir kriter değildir. Ayrıca AKILCI bir izaha gerek yoktur. Geleneği sürdüren unsur taklittir. Taklitte akılcı kriter aranmaz.
Akılcı düşünce, kötü körüne taklidi reddeder, delil ister. Bu yüzden taklide dayalı gelenek, aklın işletilmesine hoş bakmaz. Çünkü işleyen akıl, gelenekteki yanlışlıkları sorgulayacak ve reddedecektir. Böylece taklit ortadan kalkacaktır. Bu yüzden atalardan miras kalan gelenek ve bunu devam ettiren taklit, hak dine götüren akılcı düşünceyle hiçbir zaman bağdaşamaz.
Kur’an şu ayetlerle örnekler :
Nuh Peygambere “…hem biz, bunu geçmiş atalarımızdan da işitmiş değiliz.” (Mü’minûn:24)
Hud Peygambere “Sen bize yalnızca Allah’a kulluk etmeniz atalarınızın kulluk etmekte olduklarını birakmanız için mi geldin?” (A’raf:70)
Salih Peygambere “…Atalarınızın kulluk ettiklerine kulluktan engelleyecek misin?” (Hud:62)
Hz.Muhammed’e ” Bu sizi atalarınızın kulluk etmekte olduklarından alıkoymak isteyen bir Adamdan başka bir şey değildir.” (Sene:43)
(Kaynak: Kur’an Araştırmaları Grubu “Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din” kitabından)

SAKAL ve KILA TAPMA
“Sakal bırakmak sünnet, saçları örtmek farzdır” açıklamaları yapılır, ama sakal bırakmaya” sünnet” diyenler garip bir mantıkla kesmeye “haram” demişlerdir.
Hanefî, Malikî ve Hambelî’ye göre sakalı kökünden kesmek haram görülmüştür.
Tabiî ki diğer uydurmalar gibi erkeklerin sakal bırakması gerektiğine dair bir izah da Kur’an’da yer almaz.
Kur’an ” Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu”(Ankebût;51) diyor.
Allah’a şükür ki, Kur’an her türlü detayı verdi ve böylesi hadis ve fıkıh kitaplarına bizi muhtaç etmedi. Ne mutlu Kur’an’ın yeterliliğini anlayanlara, ne mutlu Kur’an’a güvenenlere…
(Kaynak: Kur’an Araştırmaları Grubu “Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din” kitabından)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin