SİVAS’TA BİR ÖZEL ÜNİVERSİTE

0

Ortak Akıl’da daha önce yayımlanan bir yazımda Sivas’a kurulacak yeni üniversitenin niteliğine dair düşüncelerimi serdetmiş ve memleketimizde devlet üniversitesinin kurulmasından duyacağım memnuniyeti dile getirmekle birlikte burada bir vakıf üniversitesinin; yani özel üniversitenin kurulmasının Sivas’ın gelişmişliği için turnusol kâğıdı olacağını söylemiştim.

Hem bir sosyal bilimci akademisyen hem de asırlık bir sivil toplum kuruluşu durumundaki Türk Ocaklarının Sivas Şubesi Başkanı olarak bu düşüncemi zaman zaman ayrıntılarıyla çeşitli platformlarda dillendirmiştim. Bu yazıda, Sivas’ta kurulmasında fayda gördüğüm özel üniversitenin niteliklerini kamuoyuyla paylaşmak istiyorum:

Türkiye’de yaygın söylenişiyle “özel üniversite” diye adlandırılan üniversiteler aslında tam manasıyla “özel” değildir. Bu üniversiteler, her açıdan devlete bağlı olmamakla birlikte 2547 Sayılı Kanun uyarınca devlet tarafından kanunla kurulan ve bir vakıf tarafından işletilen “özerk” kurumlardır.

Öyleyse Sivas’a bir özel üniversite; yani vakıf üniversitesi kurulması için her şeyden önce bu üniversiteyi kuracak bir vakfa ihtiyaç vardır.

Sivas’taki mevcut vakıflardan biri finansal şartları sağlamak şartıyla bu işi üstlenebileceği gibi, başta Ticaret ve Sanayi Odası olmak üzere başka kuruluşlar da yeni bir vakıf kurmak yoluyla bu işe girişebilir ya da Valilik veya Belediye Başkanlığının daveti üzerine Türkiye’de bu işin finansal kaynağını temin edebilecek ticaret erbabından birinin veya birkaçının müştereken kuracağı vakıf da bu üniversite işini üstlenebilir.

Vakıf üniversitelerini devlet üniversitelerinden ayıran özelliklerden biri, tercih edilirlik bakımından daha cazip bölümleri barındırmasıdır. Devlet üniversiteleri, kitlelerin ilgisini de dikkate almakla birlikte devletin ve milletin geleceğini, orta ve uzun vadedeki stratejik ihtiyaçları ve burada uzun uzadıya kaydetmeyi gereksiz gördüğüm başka ölçütleri de hesaba katarak bölümler açarlar. Herhangi bir bölüm kamuoyu tarafından tercih edilirlik yönüyle cazip olmamakla birlikte devletin ve milletin geleceği için önem arz ediyorsa devlet üniversiteleri bu bölümü açıp öğrenci alarak eleman yetiştirir. Vakıf üniversiteleri ise kısa vadede tercih edilirlik bakımından en cazip bölümleri faaliyete geçirirler.

Demek ki Sivas’ta kurulacak özel üniversite, burayı tercih edecek olanlara getireceği malî yüke rağmen cazip bölümleri bünyesinde barındırmalıdır.

Bu noktada ben Sivas’ta kurulacak dil merkezli eğitim-öğretim veren bir vakıf üniversitesinin son derece cazip olacağını ve tercih edilirlik bakımından hiçbir sıkıntı yaşamayacağını düşünüyorum.

Böyle bir üniversitenin omurgasını filoloji (dil bilimi) fakültesi oluşturabilir. Bu fakülte İngiliz, Fransız, Rus, Alman, Arap, Fars, Hint, Çin, Japon, İspanyol ve daha başka dil bölümlerinden oluşabilir. Bu bölümler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan akademisyenler tarafından yönetilmekle birlikte her bölümde en az o dili ana dili olarak konuşan iki akademisyen çalıştırılabilir. Kurulacak fakültenin Türkiye’deki mevcut fakültelerden farkı (ve tabii üstünlüğü) de akademik kadrosunun bu özelliği olacaktır. Bu nitelikleri haiz akademisyen bulmak hiç zor değildir. Mühendislik veya sağlık alanlarından herhangi birinde kendi ülkesinde ortalamanın üstünde başarı yakalamış bir akademisyeni Türkiye’deki üniversitelere davet edip burada çalıştırmak çok zor olmasına rağmen filolojide (dil biliminde) bunu yapmak çok kolaydır. Örneğin kendi ülkesinde ortalamanın üstünde başarılı olmuş bir İngiliz, Fransız, Japon, Rus, Arap, vb. dil bilimciyi Türkiye’de çalıştırmak hem imkânsız değil hem de karşılanabilir bir maliyetle mümkündür.

Bu niteliklerle oluşturulacak bir fakülte hem Türkiye’de bir ilk olacak hem de akademik kadronun zenginliği ve nitelikli yapısı dolayısıyla tercih edilirliği son derece yüksek olacaktır.

Söz konusu zengin kadro örgün öğretim faaliyeti dışında üniversite bünyesinde kurulacak Sürekli Eğitim Merkezi (SEM) aracılığıyla sertifika programları veya çeşitli uluslararası geçerliliği olan sınavlara yönelik kurslar da düzenleyebilir. Hatta yaz aylarında da her seviyeden talepte bulunan yöre öğrencilerine veya her yaştan insana yönelik bahsi geçen dillerde konuşma, yazma kursları tertip edilebilir.

Bu tarz faaliyet alanları, üniversitenin kurucusu durumundaki vakfın gelir düzeyinin de artmasına zemin hazırlayacaktır.

Üniversitenin bir diğer birimi de eğitim fakültesi olabilir. Bu fakültenin kendi bünyesinde akademik kadrosu bulunmakla birlikte dil bilim fakültesinden destek alan dil ve edebiyat eğitimi bölümleri bulunabilir. Bu bölümlerin tercih edilirliği de diğer vakıf üniversitelerindeki ortalama tercih edilirliğin üstünde yer alır.

Öte taraftan bu üniversitede yine dil bilim merkeze alınarak ticaret veya turizm sektöründeki ara eleman ihtiyacını karşılayacak meslek yüksekokulu bünyesinde de faaliyet yürütülebilir. Böyle bir yapı içerisinde uluslararası ticaret, lojistik, turizm ve otelcilik vb. bölümler yer alabilir. Üniversitenin omurgasını oluşturacak dil bilim merkezli fakültenin sağlayacağı saygınlık ve tanınırlık, oradan akademik destek alacak meslek yüksekokulunun öğrenci potansiyelinin de sayısal yüksekliğine katkı sağlayacaktır.

Cumhuriyet Üniversitesi, Sivas’taki üniversite hayatının lokomotifi durumunda iken, yeni kurulan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi de şehrimizdeki üniversite hayatının zenginleşmesi anlamına gelmektedir. Bu yazıda bahsedilen vakıf üniversitesi ise Sivas’ın gerçekten bir üniversite şehri hâline dönüşmesi ve şehrin hem bilim hem de finans hayatının canlılığının artması yolunda çok önemli bir adım olacaktır.

Burada yaptığım önerinin eksik veya eleştirilecek tarafları bulunabilir; ama söz konusu nitelikleri haiz bir üniversitenin kuruluşuna yönelik niyet ortaya çıkarsa elbette ilgili çevreler bunu geliştirecek fikrî katkıyı yapacak ve ayakları yere daha iyi basan bir yapı doğabilecektir.

Böyle bir niyetin ortaya çıkması için benimki sadece bir fikir. Gerisi ilgili/yetkili çevrelere kalmış.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin