YIKARKEN TARİH YAZMAYIN, YAPARKEN YAZIN ARTIK!

0

Hep konuşuyoruz.

Sivas bizim sevdamız!

Daha ileri gidiyoruz, KARA SEVDAMIZ!!!

Bir an yaşadığım şehre bakıyorum, sonra bu şehrin aşıklarına…

Kafam karışıyor.

Bu nasıl bir kara sevda demekten kendimi alamıyorum.  KARA MİZAH gibi!

Çelişkilerle dolu bir şehir.

Bir türlü doğru rotayı da bulamıyoruz, doğru kıbleyi de.

Ne yönetenler, ne de şehrin cemiyet hayatı, sorumluluk iddiasında bulunanları, bir türlü Sivas’ın varlıklarını değerlendirecek projeksiyonun hayata geçirilmesini temin edemiyorlar.

Varlık envanterimiz aslında ortada duruyor. Bir taraftan bunların bir kısmıyla övünüyoruz.

Sevgili dostlar; kalkınmış, daha doğrusu sosyo ekonomik, sosyo kültürel gelişimini olgunlaştırmış yerli ve yabancı şehirlere birazcık analitik bir şekilde bakmamız halinde göreceğimiz en önemli şey, o şehrin gerçeklerine uygun bir kalkınma modeli ortaya konulmuş olmasıdır.

Buna ülkemiz penceresinden bakarsak tipik bir örnek olarak Samsun’u gösterebilirim.

Sağlık Yatırımları zincirleme olarak büyüyen ve bir entegrasyona kavuşturulmaya çalışılan bu şehrin, katma değer üreten bir konuda “Sağlık Turizmi’ni” kafaya koyduğunu kolayca tespit edebiliriz.

Karadeniz’in yerleşim açısından çok avantajlı bir şehri olması sebebiyle de iç ve dış kültür ve tabiat turizmine de ciddi yatırım yapılan bu şehirde, yerel yönetimin; yaklaşık olarak 20 km.ye varan sahil düzenlemeleri ile birlikte, yeşil alanlar, sosyal tesislerle birlikte, az da olsa tarihi veya eski yerleşim mekanlarını ciddiyetle koruyarak, bir “saat kuleciğinin” etrafında bir meydan planlayacak kadar kararlılığını hemencecik görebiliriz. Buradan da destekleyici bir turizm dalına daha hizmet sonucu çıkarabiliriz. Çünkü Samsun’un Trabzon ve Rize’ye “doğa ve inanç turizmi” için giden turistlerden de bir pay kapma iddiası da vardır.

Budapeşte’de gezdiğimiz “Kahramanlar Meydanı” ile ilgili, bir asır önce neden bu kadar büyük meydan yapılmış acaba şeklindeki soruma rehberimiz; “turistik amaçlı” demişti.

Çünkü onlar dünya turizm pastasından pay alabilmek için bir asır önceden bu meydanı ve  tarihteki kahramanlarının brozdan yapılmış devasa heykellerini buraya yerleştirerek hem bir tarih bilinci, hem de ülkeye gelir getirecek bir turizm yatırımı planlamışlardı.

Yine aynı şehirde eski yığma ve karkas binaların dış cephelerinin taş malzemeyle giydirilerek, geçmişi korumak ve geleceğe yatırım yapmak için yapılan çalışmaları ibretle izlemiştim.

Şimdi biz yok Almanlar yaptı, yok içinde kedi gibi fareler geziyor, yok deprem yönetmeliğine uygun değil, yok bu müstesna güzellikteki alana bir camii yapalım dost düşman bir eser görsün gibi dayanaksız veya popülist gerekçelerle asırlık kurumsal tarihe sahip, 60 yıllık Anıtlar Kurulu Tescilli Tarihi Numune Hastanesi’ni yıkmak istiyoruz.

Yıkılanların arkasından gözyaşları dökerken, bu eserin neresi tarihi gibi vasat bir düşünce yapısıyla bir başka tarih ve kültür mirasımızı YIKACAĞIZ!

Helal olsun, nasıl becerdi diye alkışlanan ve “Ramazan Topu’nun” gürültüsüne eş zamanlı patlatılarak yıkılan Arı Sitesi’nin yerindeki KİLİSE ile bir dönem övünmüştük ya, şimdi de küffarın (!) teknik desteğiyle yapılmış bir başka binayı daha YIKACAĞIZ, bir nesil de bununla övünecek öyle mi!

Kim bu dahiyane fikrin sahibi diye baktığımız da; bir kısım yeni moda cemaat görüntüleri fikriyatı, Sivas Sevdalıları (!) refakatı ve bakan himayesi (siyasi irade) olduğunu fark ettiğimiz bu yanlış fikirden acilen dönülmelidir.

Bu binanın restorasyonunun önü açılarak halkın istifadesine tekrardan sunulmalıdır.

Sayın Bakan, Sivas’a hangi pencereden bakıyor bilmem ama, yatırım ve KATMA DEĞER ÜRETEN PROJELER BAĞLAMINDA bakmadığına dair Sivas’ta yaygın bir kanaat vardır.

Sayın Valimiz ise bu işin anladığımız kadarıyla statü takipçisidir. Siyaset istiyor yapalım düzeyindeki bu eylemi içerik bakımında inanarak savunuyor olsa kendi makam ı alilerinin bulunduğu tarihi binaya da bir akıl erdirmek ihtiyacı hissederdi en azından.

Üstelik eski veya tarihi olarak “şehir hafızasında fonksiyonel yerleri bulunan binaların” rölöve, restorasyon, restitüsyon ve rekonstrüksiyon denilen teknik işlemlerle asırlar sonrasına devredilmek gibi bir şansı ve önemi de varken, “siyasi irade böyle istiyor” kafasındaki Sivas sevdalılarının(!), karasevdalılarının arasından beni lütfen siliniz, ben bu yükü taşıyamam çünkü!..

Sayın bakanımız, eski Belediye Başkanı Doğan Ürgüp’ün önce rıza göstererek teşvik ettiği, sonradan da “kale koridoru” söylemiyle polemik konusu yaptığı, Eski Tekel binasının yerine yapılan kütüphaneyle (mimari kütlesi itibarıyla) ne kadar övünebiliyor, şehir bu övünce ne kadar destek veriyor lütfen buraya baksınlar.

Bunlarla beyhude vakit geçirmek yerine, bir gün evvel bu şehir hangi varlıklarını ön plana çıkararak katma değer üretecek, istihdam yaratacak, makus talihini yenecek, bu konulara kafa yoralım, kalkınma modelimiz üzerine yoğunlaşalım!

Şehrin kahir ekseriyetinin, yerel yönetiminin ve bilim adamlarının desteklemediği bir projeyle; merkezde sosyal hayatımıza ve şehir vizyonuna değer katacak “yemyeşil bir sosyal alan fırsatını” (siyasi irade zorlamasıyla) veya ibadethane hassasiyetimizi istismar edecek sonuçlarıyla birlikte, zay’etmek kelimenin tam anlamıyla “vicdansızlıktır” ve şehir sevdasıyla mütenasip değildir.

LÜTFEN GEÇMİŞİMİZİ VE GELECEĞİMİZİ YIKMAYIN!.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin