YOK EDİLMEYE ÇALIŞILAN UYGURLAR MI?

0

Son günlerde Doğu Türkistanlı Uygur Türk’ü kardeşlerimize yapılan baskı ve zulüm tekrar arttı. Bu kardeşlerimiz feryatlarını sağır dünyaya duyurmaya çalışıyorlar. Dünya sağır da Türkler duyarlı mı acaba? Son iki yüzyıl içinde o kadar çok acı yaşadık ki artık duyarlılığımız kalmadı. Adeta kanıksadık ve soydaşlarımızı kendi dertleriyle baş başa bırakmaktan başka bir yol göremez olduk. Dünyanın dört bir yanından yükselen feryatlar bizde tuhaf bir psikoloji oluşturdu. Bu konulara hassasiyet gösteren içimizdeki bir avuç milliyetçi bile artık yorgun görünüyor.

Millet şuuru içinde hareket edersek Uygur Türklerine uygulanan yok etme politikası aslında bizi yok ediyor. Türklük dünya üzerinde varlığını sürdüren bir sosyal gerçeklik. Bu gerçekliğe arkamızı dönmek veya kuma başımızı gömmek gerçekliği ortadan kaldırmaz. Türkler tarih sahnesinde uzun asırlar boyunca mücadele ederek varlıklarını sürdürdüler. Türklüğü oluşturan alt gruplar bütünün bir parçası olarak bu mücadelenin farklı boyutlarını yaşadılar. Türkiye Türklerinin hayat hikâyesi ile Türkistan Türklerinin hayat şartları birbirinden farklı ama bir bütünün parçası. Türklük şuuru bütünleşmeyi ve dayanışmayı gerektiriyor. Özellikle büyük güçler arasında sürdürülen egemenlik çatışmalarında buna ihtiyacımız gittikçe artmakta.

Türk tarihinde bizim Çinliler ile mücadelemiz önemli bir yer tutar. Konunun detayları için tarih çalışmalarına bakmak gerekir. Günümüzdeki olayların kökleri bu tarihi şartlara bağlı. Türkistan bölgesi Türklerin ata yurdu olarak kabul edilir. Türk kültür ve medeniyetinin en güçlü kaynakları buralarda gelişti ve hepimizin hayatını etkiledi. Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, İmam Maturidi, İmam Buhari ilk akla gelen eser sahipleri. Medeniyetin alt yapısını oluşturan kültürel ortam bu bölgede oluştu. Anadolu’ya geldiğimizde yaptığımız bütün eserlerin kaynağı burasıydı. Divriği’de, Kayseri’de şifahane açtıran, Ahlat’ta muhteşem bir şehir ve mezarlık kurduran, Ulu Camiler ve kervansaraylar ile ülkeyi donatan ruh ve bilgi kaynağı Türkistan’da yoğruldu. Dolayısıyla biz bu topraklarda yeni bir hayat kurarken köklerimizden kopmadık, aksine beslenmeye devam ettik.

Türkistan bölgesinde farklı Türk grupları aynı milletin evlatlarıdır. Millet kimlikleri Türk’tür. Fakat düşman bu grupları bütün olarak alt edemeyeceği için alt kimliklere bölerek onların ayrı milletler olduğunu sürekli işledi. Biz de bu oyuna çabuk alıştık. Bölgeden gelen kardeşlerimizin çoğu bu şuurdan uzaklaştırıldığı için kendilerini farklı tanımlamayı tercih etti. Hâlbuki biz aynı köklere bağlı ve ortak kültür oluşturan bir milletin fertleriyiz. Bu şuur olduğu için Doğu Türkistan’da istiklal mücadelesi bayraktarlığı yapan İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğra zor şartlar içinde Türkiye’ye sığındılar. 20. Yüzyılda Türklüğün son bağımsız kalesi Türkiye Cumhuriyeti bütün Türklerin cazibe merkezi haline gelmiş oldu.

Doğu Türkistan’da zulüm hiç dinmedi. Bizdeki Çin sevdalıları ve çıkarcı gruplar bu zulmü görmemeyi tercih etti. Çin Soğuk Savaş sonrasında doğan yeni şartlardan faydalanmaya başlayınca zulmünü artırdı. Artık kendisine sözde meşruiyet kaynakları bulduğunu düşündü. ABD ve Rusya’nın yeni düşman olarak tanımladığı radikal İslamcı terörist konumuna Uygur Türklerini yerleştirdi. Dünyanın tepkisini bununla kıracağını düşünerek baskı ve zulüm derecesini artırdı. Normalde özerk olarak kabul ettiği toprakları tamamen Çinlileştirme politikasını radikal bir şekilde uygulamaya koydu.

Ramazanda Doğu Türkistanlılara oruç baskısı, zorla Çinli erkeklerle evlendirme, basit sebeplerle sürgüne gönderme ve zindanlara atma gibi uygulamaları son yıllarda artırdı. Bu uygulamaların tek amacı Uygur Türklerini yok etme olarak görülüyor. Bulgaristan’da 1980’li yıllarda Todor Jivkov’un yapmaya çalıştığını bugünkü Çin yönetimi fazlasıyla yapmakta. Sistemli bir soykırım politikası sürdürülüyor ve Doğu Türklüğünün kalesi yıkılmaya çalışılıyor. 21. Yüzyılda Türklüğün yükselen gücünü kıracak bir politika ile karşı karşıyayız. Eğer millet bilinciyle hareket etmezsek yine Çinlilerin ipek kumaşlarına kanacağız. Günübirlik şahsi çıkarlarımızla milletimizin bir parçasının yok edilmesine göz yumacağız. Türklük için ne büyük bir yüz karası. Müslümanlar için daha büyük bir utanç levhası.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin